dwell on

listen to the pronunciation of dwell on
Английский Язык - Турецкий язык
(Fiili Deyim ) uzerinde durmak , uzun uzun düşünmek yada söz etmek
üzerinde durmak
bir konu üzerinde durmak
üzerinde durmak (bir konu)
üzerinde kafa patlatmak
üstelemek
üzerinde dur

Tom pozitif üzerinde odaklanır ve negatif üzerinde durmaz. - Tom focuses on the positive and doesn't dwell on the negative.

Geçmiş hatalarının üzerinde durma. - Don't dwell on your past failures.

çok düşünmek
Dwell on something: bir konu üzerinde durmak
uzatarak söylemek
(deyim) dwell on sth. bir konu uzerinde durmak
delay
ertelemek

O, işini kaybettiği için eğitimini ertelemek zorunda kalacak. - She'll have to delay her education because she lost her job.

delay
geciktirmek

Fadıl nikahı geciktirmek için başka bir mazeret buldu. - Fadil found another excuse to delay the wedding.

delay
gecikmek
delay
gecikme

Onun gecikmesi için hiçbir bahane yoktur. - There is no excuse for his delay.

Gecikmeden sorunu görüşmek gereklidir. - It's necessary to discuss the problem without delay.

delay
{i} gecikme, geç kalma
delay
yubatmak
delay
yubanmak
delay
{i} tecil
delay
(Askeri) (RADAR) GECİKTİRME: Bir bütünün belirli parçalarını seçmek için kullanılan zaman esasının başlangıcının elektronik geciktirilmesi
delay
{f} oyalanmak
delay
maniolmak
delay
muhlet
delay
geciktir/ertele
delay
{f} ertelemek, sonraya bırakmak
delay
(fiil) geciktirmek, ertelemek, gecikmek, geç kalmak; oyalamak, oyalanmak, alıkoymak, savsaklamak
delay
(Askeri) GECİKME: Ateş gemisinden, gözetleyici ve tespit ediciye talep edilen ateş isteğinin hemen yerine getirilemeyeceğine dair rapor. Bunu, normalde tahmini bir gecikme süresi takip eder
delay
{f} geciktir

Sağanak dün posta dağıtımını geciktirdi. - The thunderstorm yesterday delayed the delivery of the mail.

Biz yoğun trafik tarafından geciktirildik. - We were delayed by the heavy traffic.

delay
{f} oyalamak
delay
{f} savsaklamak
Английский Язык - Английский Язык
To continue to think or talk about (something or someone)

I constantly dwell on my girlfriend, Elizabeth.

delay
harp on, linger over an idea, keep the attention directed on; be obsessed with
dwell on
Избранное