dokundurmak

listen to the pronunciation of dokundurmak
Турецкий язык - Английский Язык
to have (someone) roughed up
adumbrate
make touch
hint
to make touch; to let touch; to hint, to imply
gibe
jibe
to make (something) touch (another thing)
to hint about (something) to (someone)
imply
advert
hint at
drop
allude
foreshadow
asperse
dokun
{f} touching

Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille. - Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.

When I was a kid, touching bugs didn't bother me a bit. Now I can hardly stand looking at pictures of them. - Ben bir çocukken, böceklere dokunmak beni bir parça rahatsız etmezdi. Şimdi neredeyse onların resimlerine bakmaya katlanamıyorum.

dokun
{f} fingering
dokun
{f} dab
dokun
get in touch
dokun
{f} touch

Lips that touch liquor shall not touch mine. - Liköre dokunan dudaklar benimkine dokunmayacaklar.

The huge building seemed to touch the sky. - Büyük bina gökyüzüne dokunacak gibi görünüyordu.

dokun
got in touch
dokun
{f} finger

This is a touchscreen, so you can use your fingers to operate the controls which are displayed on it. - Bu bir dokunmatik ekran, onun üzerinde görüntülenen kontrolleri çalıştırmak için parmaklarını kullanabilirsin.

She touched me lightly on the nape of the neck with the tips of her fingers and it made me shudder. - O bana parmak uçları ile ensemin üzerine hafifçe dokundu ve bu beni ürpertti.

dokun
{f} touched

Tom touched Mary on the shoulder. - Tom Mary'nin omzuna dokundu.

He never touched wine. - O asla şaraba dokunmadı.

dokundurma
innuendo
dokundurma
implicitness
dokundurma
allegory
dokundurma
allusion
dokun
tender
dokundurma
{i} hint
dokundurma
{i} adumbration
dokundurma
{i} sarcasm

This sarcasm is like tailored to your body. - Bu dokundurma vücudunuza uygun gibi.

He likes sarcasm a lot. - O, dokundurma yapmaktan çok hoşlanır.

dokundurma
implicit
dokundurma
{i} skit
laf dokundurmak
to make wisecracks (about), make barbed remarks (about)
Турецкий язык - Турецкий язык
Dokunmasını sağlamak: "Ayakkabıyı çıkaracak oldular, ben dokundurmuyorum ki adamlar çıkarsınlar."- M. Ş. Esendal
Dokunmasını sağlamak
Bir şeyi üstü kapalı ve sitem yollu hatırlatmak, tariz etmek
sürtmek
dokundurma
Dokundurmak işi
dokundurmak
Избранное