bu

listen to the pronunciation of bu
Турецкий язык - Английский Язык
this
quod
present
dies
so
such
this one
bundle
bu yüzden
so
bu nedenle
therefore

I was born in Italy, therefore I am very handsome. - İtalya'da doğdum, bu nedenle çok yakışıklıyım.

Four metres of this material cost nine francs; therefore, two metres cost four and a half francs. - Bu malzemenin dört metresi dokuz franka mal oluyor; Bu nedenle, iki metresi dört buçuk frank mal olur.

bu arada
by the way

By the way, how many kids are going? - Bu arada, kaç çocuk gidiyor?

By the way, how many of you keep a diary? - Bu arada, kaç taneniz bir günlük tutuyor?

bu günlerde
nowadays

I don't know what Tom reads nowadays. - Tom'un bu günlerde ne okuduğunu bilmiyorum.

What's Tom up to nowadays? - Tom bu günlerde ne iş yapıyor?

bu sebeple
therefore

I would therefore like to draw attention to the Report of the Committee on Invisible Members of Parliament. - Bu sebeple, Komite'nin Parlamento'nun Görünmez Üyeleri hakkındaki raporuna dikkat çekmek isterim.

bu kez
this time

I don't know if we can help Tom this time. - Bu kez Tom'a yardım edip edemeyeceğimizi bilmiyorum.

This time is going to be different. - Bu kez farklı olacak.

bu sefer
this time

I can't make it this time. - Bu sefer onu yapamam.

Tom thinks it would be better not to change dollars into yen at this time. - Tom bu sefer doları yene çevirmemenin daha iyi olacağını düşünüyor.

bu nedenle
for this reason

For this reason, no one can blame Tom. - Bu nedenle, Tom'u hiç kimse suçlayamaz.

For this reason I cannot agree with you. - Bu nedenle seninle aynı düşüncede değilim.

bu sebepten
for this reason
bu yüzden
for this reason

It is for this reason that he left school. - O bu yüzden okulu bıraktı.

bu yüzden
therefore

They have a growing population; therefore they need more and more food. - Onlar artan bir nüfusa sahip, bu yüzden çok daha fazla yiyeceğe ihtiyaçları var.

He fell ill, and therefore he gave up going abroad. - O hastalandı, ve bu yüzden yurt dışına gitmekten vazgeçti.

bu arada
meanwhile

Meanwhile, time is running out. - Bu arada, zaman tükeniyor.

Meanwhile, we depict aliens doing really weird stuff. - Bu arada, Biz garip şeyler yapan uzaylıları tanımlıyoruz.

bu nedenle
thus

Many women pursue higher education and careers, thus delaying marriage and childbirth. - Birçok kadın yüksek öğretime ve kariyere devam ediyor, bu nedenle evlilik ve doğum gecikiyor.

Thus fought the Okinawan people. - Bu nedenle Okinava insanları savaştı.

bu sırada
meanwhile
bu nedenle
accordingly
bu nedenle
thereof
bu kadar
that

Hand it over. That's all you've got? - Ver onu. Sahip olduğunun hepsi bu kadar mı?

Can a two-year-old boy run that fast? - İki yaşındaki bir çocuk bu kadar hızlı koşabilir mi?

bu nedenle
consequently

Cassava is a drought-tolerant crop and consequently a major staple food for millions of people. - Manyok kuraklığa dayanıklı bir ekindir ve bu nedenle milyonlarca insan için önemli bir temel gıdadır.

bu yüzden
that's why

That's why we're here. - İşte bu yüzden buradayız.

That's why I came here. - İşte bu yüzden buraya geldim.

bu gibi
such

Such incidents are quite common. - Bu gibi olaylar oldukça yaygındır.

I do not know what to do in such cases. - Bu gibi durumlarda ne yapacağımı bilmiyorum.

bu arada
incidentally

Incidentally, I have to tell you something. - Bu arada sana bir şey söylemek zorundayım.

bu arada
meantime

So, what do we do in the meantime? - Öyleyse, bu arada ne yaparız?

What would you like to do in the meantime? - Bu arada ne yapmak istersiniz?

bu nedenle
therefore, so, consequently, hence
bu yüzden
thus

Thus, the ethical issue remains: Should cigarette makers be allowed to target global markets? - Bu yüzden, etik sorun devam ediyor: sigara üreticilerine hedef küresel pazarlara izin verilmeli mi?

He gone, Mary remained thus alone in this sentence. - O gitti, bu yüzden Mary bu cümlede yalnız kaldı.

bu yüzden
accordingly

She is an adult, so you should treat her accordingly. - O bir yetişkin, bu yüzden ona ona uygun davranmalısın.

bu yüzden
because of this

Uranus tilts over so far on its axis that it rotates on its side. Because of this, its poles are sometimes pointed almost directly at the Sun. - Uranüs, ekseninde çok fazla yana yatar öyle ki yan tarafı etrafında döner. Bu yüzden, kutupları bazen neredeyse direk güneşi işaret eder.

bu nedenle
that's why

That's why I didn't tell you. - Bu nedenle sana söylemedim.

He is honest. That's why I like him. - O dürüst. Bu nedenle onu beğenirim.

bu kadar
this

Never be this late again. - Asla tekrar bu kadar geç kalma.

I've never woken up this early. - Hiç bu kadar erken kalkmadım.

Bu yüzden
thereby
bu sebeple
consequently
bu amaçla
to this end
bu arada
meanwhile, in the meantime, in the interim, by the way, incidentally
bu arada
at this time
bu bağlamda
in this sense
bu günlerde
currently
bu kadar
so many

Why do so many people visit Kyoto? - Niçin bu kadar çok insan Kyoto'yu ziyaret ediyor?

I'm happy to see so many friendly faces. - Bu kadar çok dost yüzler görmekten mutluyum.

bu kadar
that's it

That's it. I've done everything I can. - Bu kadar. Yapabileceğim her şeyi yaptım.

That's it. I've done all I can do. - Bu kadar. Elimden gelen her şeyi yaptım.

bu konuda
in this regard

I have nothing to say in this regard. - Bu konuda söyleyecek hiç bir şeyim yok.

bu konuda
hereof
bu nedenle
herewith
bu noktada
herein
bu sayede
(Konuşma Dili) through
bu tür
{s} such

There is no excuse for such behavior. - Bu tür bir davranış için hiçbir gerekçe yoktur.

It's my business to investigate such things. - Bu tür şeyleri araştırmak benim işim.

bu vesile ile
hereby

I hereby declare the opening of the Olympic Games. - Bu vesile ile Olimpiyat Oyunlarının açılışını ilan ediyorum.

bu vesileyle
by the way
bu yüzden
hence
bu yüzden
because of that
bu günlerde
recently
bu anlamda
in this sense

The word is frequently used in this sense. - Sözcük sık sık bu anlamda kullanılır.

bu arada
(Bilgisayar) between
bu arada
for the time being
bu arada
in the mean

What would you like to do in the meantime? - Bu arada ne yapmak istersiniz?

I got up an hour ago and in the meantime I've brushed my teeth, washed and shaved myself and done my morning gymnastics. - Ben bir saat önce kalktım ve bu arada dişlerimi fırçaladım ve tıraş oldum ve sabah cimnastiğimi yaptım.

bu aralar
at this time

He always comes here at this time. - O bu aralar daima buraya gelir.

At this time, there's no safer place to be than right here. - Bu aralar, bulunmak için buradan daha güvenli bir yer yok.

bu aralar
now

I don't know what Tom does nowadays. - Tom'un bu aralar ne yaptığını bilmiyorum.

The baby is growing teeth now. - Bebek diş çıkarıyor bu aralar.

bu aralar
at this moment
bu aralar
(Konuşma Dili) here and now
bu aralar
nowadays

I don't know what Tom does nowadays. - Tom'un bu aralar ne yaptığını bilmiyorum.

bu açıdan
from this point of
bu bağlamda
in this context
bu denli
such a

I don't think this was such a good idea. - Bunun bu denli iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.

bu doğrultuda
accordingly
bu durumda
then
bu durumda
as it is

I wish I could go with you, but as it is, I can't. - Keşke seninle gidebilsem ama bu durumda, gidemem.

We're on pretty shaky ground as it is. - Biz bu durumda oldukça sallantılı bir zemin üzerindeydik.

bu durumda
at this stage
bu durumda
at that
bu durumda
under the circumstances
bu durumda
in the circumstances
bu günlerde
in our time
bu kadar
that much

How did you get that much money? - Bu kadar çok parayı nasıl kazandın?

Tom won't be here tomorrow. I guarantee you that much. - Tom yarın burada olmayacak. Sana bu kadar çok garanti veriyorum.

bu kadar
this quantity
bu kadar
yay
bu kadar
such

I didn't expect such a nice present from you. - Senden bu kadar iyi bir hediye beklememiştim.

Stop being such dolts. - Bu kadar aptal olmayı bırak.

bu kadar
this thing
bu kez
in the present instance
bu kez
this once

I will side with you just this once. - Sadece bu kez yanında olacağım.

bu konuda
in this particular
bu nedenle
and so

I want a wife and children, and so I need a house. - Bir eş ve çocuk istiyorum ve bu nedenle bana bir ev lazım.

bu nedenle
and consequently

Cassava is a drought-tolerant crop and consequently a major staple food for millions of people. - Manyok kuraklığa dayanıklı bir ekindir ve bu nedenle milyonlarca insan için önemli bir temel gıdadır.

bu nedenle
and therefore

We want to re-tile our terrace and therefore removed the tiles with a power hammer yesterday. - Terasımızı yeniden döşemek istiyoruz ve bu nedenle dün bir çekiçle fayansları çıkardık.

He was born in England, and therefore speaks English. - İngiltere'de doğmuş ve bu nedenle İngilizce konuşuyor.

bu nedenle
as a consequence
bu nedenle
wherefore
bu nedenle
(Konuşma Dili) on that account
bu nedenle
hence
bu nedenle
thusly
bu nedenle
hereat
bu nedenle
that being the case

That being the case, he had little to say. - Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.

bu nedenle
in consequence
bu nedenle
so
bu nedenle
this is why
bu nedir
what's that
bu nedir
(Bilgisayar) what's this
bu sayede
(Konuşma Dili) by courtesy of
bu sayede
(Konuşma Dili) thanks to
bu sayede
by this means
bu sayede
thus
bu sebeple
that's why

Everybody makes mistakes. That's why they put erasers on pencils. - Herkes hatalar yapar, bu sebeple onlar kurşun kalemlere silgiler koyarlar.

bu sebeple
(Latin) ipso facto
bu sebepten
for as much as
bu sebepten
hence forth
bu sebepten
(Konuşma Dili) on that account
bu sefer
in this instance
bu suretle
in this way
bu vesile ile
on this opportunity
bu vesileyle
(Kısaltma) btw
bu vesileyle
on the nature of
bu yolla
by this way
bu yolla
in this way
bu yüzden
(Konuşma Dili) on that account
bu yüzden
whence
bu yüzden
wherefore
bu zamana kadar
up to now
bu zamana kadar
(Ticaret) here to
bu zamana kadar
thus far
bu zamana kadar
hereto
bu zamana kadar
until this time
bu şekilde
in this way

If you combine them in this way, you get a 14 port USB hub. - Bunları bu şekilde birleştirirsen; 14 girişli bir USB çoklayıcı elde edersin.

You'll make the same mistake if things continue in this way. - İşler bu şekilde devam ederse yine aynı hatayı yapacaksın.

bu şekilde
thus and so
bu şekilde
thus
bu arada
in the meantime

So, what do we do in the meantime? - Öyleyse, bu arada ne yaparız?

What can I do in the meantime? - Bu arada ne yapabilirim?

bu aralar
recently

I've been spending a lot of time studying for IT certifications recently. - Bu aralar IT sertifikasyonlarına çalışmak için epey zaman harcıyorum.

bu durumda
in this instance
bu durumda
in this case

The rule doesn't apply in this case. - Kural bu durumda geçerli değil.

Can we apply this rule in this case? - Bu durumda bu kuralı uygulayabilir miyiz?

bu esnada
meantime
bu gece
this night

This night belongs to the fireflies and the bats—and the werewolves. - Bu gece ateşböcekleri ve yarasalar ve kurtadamlara aittir.

I will never forget this night! - Bu geceyi hiç unutmayacağım!

bu gece
tonight

The weather will be good tonight for sure. - Hava bu gece kesinlikle iyi olacak.

Will you stay at home tonight? - Bu gece evde mi kalacaksın?

bu gidişle
at that rate
bu gidişle
at this rate
bu gün
this day

I've been waiting for this day to come. - Bu günün gelmesini bekliyordum.

This day will go down in history. - Bu gün tarihe geçecek.

bu kadar
so
bu kadar
this much

This is the first time I've ever sneezed this much. - Şimdiye kadar ilk kez bu kadar hapşırdım.

I never knew swimming could be this much fun. - Yüzmenin bu kadar çok eğlenceli olabileceğini bilmiyordum.

bu sebepten
for that reason
bu suretle
by this means
bu vesileyle
hereby
bu şekilde
like this

Never ever do it like this again! - Bunu bir daha asla bu şekilde yapma!

I'm sorry that I'm dressed like this. - Bu şekilde giyindiğim için üzgünüm.

Bu bağlamda
in this respect
Bu gibi
such as this
Bu gün
these day
Bu gün
this days
Bu kadar
that far
Bu sebepten
thus
Bu tür
such kind
Bu şekilde
this manner
Bu şekilde
that way

Don't talk to me that way. - Benimle bu şekilde konuşma.

I've always done it that way. - Bunu her zaman bu şekilde yaptım.

bu amaçla
for that purpose
bu amaçla
for this purpose
bu açıdan
in that respect
bu durum
current state
bu durumda
In this situation
bu kadar
this far
bu kapsamda
within this context
bu konuda
on that
bu nedenle
there for
bu seferlik
for the nonce
bu sırada
the while
bu vesileyle
on this occasion
bu yönden
from that direction
bu yıl
this year

I've worn out two pairs of shoes this year. - Bu yıl iki çift ayakkabı eskittim.

Is she going to go to America this year? - O, bu yıl Amerika'ya gidecek mi?

bu şekilde
in this manner

The accident happened in this manner. - Kaza bu şekilde oldu.

bu amaçla
(Hukuk) to that end
bu amaçla
with this object in my mind
bu arada
inter alia
bu arada
1. meanwhile. 2. among other things
bu arada
among other things

I noticed, among other things, that he was drunk. - Bu arada onun sarhoş olduğunu fark ettim.

Among other things, I don't know the recent members, nor their new songs at all. - Bu arada ben son üyeleri, ne de onların yeni şarkılarını biliyorum.

bu arada
in the meanwhile
bu aralar
nowadays, recently
bu durumda
at that rate
bu durumda
thus situated
bu durumda
in/under the circumstances, then
bu esnada
the while
bu gibi
such, of this kind, like this
bu gibi
suchlike
bu gidişle
at this rate, at that rate
bu günlerde
in this days
bu günlerde
latterly
bu günlerde
in these days
bu günlerde
today

The weather today is great, but lately it's been raining all the time. - Bugün hava harika fakat bu günlerde hep yağmur yağdı.

bu kadar
so much

I wish you wouldn't smoke so much. - Keşke bu kadar çok sigara içmesen.

Don't make so much noise. - Bu kadar gürültü yapmayın.

bu kadar
thus much
bu kadar
1. this much. 2. (after a number) and a little more
bu kadar
this much, such, this
bu konuda
in this respect

I fall behind him in this respect. - Bu konuda onun gerisinde kaldım.

bu ne
what's it
bu ne
what's this

All right, what's this about? - Pekala, bu ne hakkında?

What's this made from? - Bu neyden yapılmıştır?

bu nedenle
whence
bu noktada
at this juncture
bu sebeple
that's why, therefore
bu sebepten
wherefore
bu sebepten
hence
bu sebepten
thereof
bu sefer
for once

You are as stubborn as a mule! For once, accept that she is right. - Bir katır kadar inatçısın! Bu sefer onun haklı olduğunu kabul et.

bu sefer
this once

Just this once, I'll make an exception. - Sadece bu seferlik bir istisna yapacağım.

I'll make an exception just this once. - Bu seferlik bir istisna yapacağım.

bu seferlik
for this time
bu suretle
in this wise
bu tür
of that ilk
bu vesile ile
herewith
bu vesileyle
(Hukuk) at this juncture, in this vein
bu yolla
in this wise
bu yüzden
thereof
bu yüzden
thence
bu yüzden
accordingly, so, therefore, that's why
bu zamana kadar
adhoc
bu zamana kadar
hereunto
bu zamana kadar
hitherto
bu şekilde
thus, in that way
bu şekilde
in this wise
Английский Язык - Английский Язык
Boston University
broken up; referring to the scrapping of a decommissioned ship
stammered version of but, usually spoken when in denial
bushel, a unit of weight or dry measure
"Military" or "warrior" A concept denoting the entire military dimension of feudal Japan
(boo) Martial
large private university located in Boston (Massachusetts, USA)
abbreviation for bushels
Footwork/Stances
"Martial" See Budo
Butadiene-binder
Martial
martial art (litt to stop a spear)
abbreviation for Brilliant Uncirculated
the grade of a coin without any signs of wear that has never been in circulation (identical to mint state or uncirculated)
martial arts
Business Unit
Bulgaria
Short for Brilliant Uncirculated
In Aikido, Bu signifies valor and indomitable spirit, not contention and strife Aikido is the ultimate expression of Bu, which originally meant to keep two weapons from coming together
Warrior
Bushel
buried
"Military" or "warrior " A concept denoting the entire military dimension of feudal Japan
Турецкий язык - Турецкий язык
(Osmanlı Dönemi) (Y) f. Koku, râyiha
Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösterir
En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılır (Çekim sırasında bunu, buna, bunda, bundan, biçimlerine girer. Çokluk biçimi bunlar)
Koku
Bu arada
bu meyanda
Bu gece
bece
Bu nedenle
bundan
bu arada
Bu süre içinde
bu arada
Birlikte, beraber
bu gidişle
Bu biçimde, bu tarzda
bu sefer
Bu defa, bu kez
Английский Язык - Турецкий язык

Определение bu в Английский Язык Турецкий язык словарь

bu yönüyle
From this aspect

From this aspect, therefore, the whole of economics can be reduced to a single lesson, and that lesson can be reduced to a single sentence.