bu kadar

listen to the pronunciation of bu kadar
Турецкий язык - Английский Язык
that

That's enough for today! - Bugünlük bu kadar yeter.

Can a two-year-old boy run that fast? - İki yaşındaki bir çocuk bu kadar hızlı koşabilir mi?

this

Never be this late again. - Asla tekrar bu kadar geç kalma.

She'd never been this frightened before. - O, daha önce hiç bu kadar korkmamıştı.

that's it

I believe that's it for now. - Şimdilik bu kadar olduğuna inanıyorum.

That's it. I've done everything I can. - Bu kadar. Yapabileceğim her şeyi yaptım.

so many

I'm happy to see so many friendly faces. - Bu kadar çok dost yüzler görmekten mutluyum.

I wish we didn't have so many problems. - Keşke bu kadar çok sorunumuz olmasa.

this thing
that much

I'm not sure I can be all that much help. - Bu kadar çok yardım edebileceğimden emin değilim.

I know that much myself. - Kendimi bu kadar tanıyorum.

this quantity
yay
such

I didn't expect such a nice present from you. - Senden bu kadar iyi bir hediye beklememiştim.

I've never had such a large sum of money. - Ben hiç bu kadar büyük bir paraya sahip olmadım.

so
this much

My place isn't usually this much of a mess. - Benim yerim genellikle bu kadar karmaşa değil.

Have you ever sweated this much? - Hiç bu kadar çok terledin mi?

that far
this far
thus much
this much, such, this
so much

I wish my leg didn't hurt so much. - Keşke bacağım bu kadar çok acımasa.

See how Lenny can swallow an entire hot dog without chewing or choking? That's why upper management loves him so much. - Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğulmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğine bak? Bu nedenle üst idare onu bu kadar fazla sever.

1. this much. 2. (after a number) and a little more
bu kadar
Избранное