Bu insanlar önyargılı.
- These people are prejudiced.
Sen önyargılısın, değil mi?
- You're prejudiced, aren't you?
Sami'nin görüşü ciddi şekilde bozulmuştu.
- Sami's vision was severely impaired.
Hayal yaşamlarımızın her kısmını etkiler.
- Imagination affects every part of our lives.
Sorun bizim okulun prestiji etkiler.
- The problem affects the prestige of our school.
Önerilen kanun çok kusurlu.
- The proposed law is very flawed.
Önerilen kanun esasen kusurludur.
- The proposed law is fundamentally flawed.