büyük-

listen to the pronunciation of büyük-
Турецкий язык - Английский Язык
greater than or equal to
<span class="word-self">büyükspan> harf
capital

You must begin a sentence with a capital letter. - Cümleye büyük harfle başlamalısın.

Sentences begin with a capital letter. - Cümleler büyük harfle başlar.

<span class="word-self">büyükspan> ihtimalle
likely

He's very likely to be late. - O, büyük ihtimalle geç kalacak.

Jane is very likely to come. - Jane büyük ihtimalle gelecek.

<span class="word-self">büyükspan>
large

The Sahara Desert is almost as large as Europe. - Sahra Çölü, neredeyse Avrupa kadar büyük.

Osaka is the second largest city of Japan. - Osaka, Japonya'nın ikinci en büyük şehridir.

oldukça <span class="word-self">büyükspan>
sizeable
<span class="word-self">büyükspan>
grand

My grandfather died shortly after my birth. - Büyükbabam benim doğumumdan kısa bir süre sonra öldü.

It was my grandfather that told me that story. - O hikayeyi bana anlatan büyükbabamdı.

<span class="word-self">büyükspan>
major

The new law was a major reform. - Yeni yasa büyük bir reformdu.

What are the four major golf tournaments comparable to the ones in tennis? - Tenislerdekilerle karşılaştırılabilen dört büyük golf turnuvası hangileridir.

<span class="word-self">büyükspan> harf
upper case
<span class="word-self">büyükspan>
great

England and Scotland were unified on May 1, 1707, to form the Kingdom of Great Britain. - İngiltere ve İskoçya, 1 Mayıs 1707'de birleşti ve Büyük Britanya Krallığı'nı oluşturdu.

I had great difficulty in finding my ticket at the station. - İstasyonda biletimi bulurken büyük zorluk yaşadım.

<span class="word-self">büyükspan>
big

Tokyo is a very big city. - Tokyo çok büyük bir şehirdir.

Twitter is among the biggest enemies of Islam. - Twitter İslâm'ın en büyük düşmanları arasındadır.

<span class="word-self">büyükspan> karides
prawn
<span class="word-self">büyükspan> ihtimalle
most likely

Tom is the most likely to succeed. - Tom büyük ihtimalle başarılı olacak.

I think Tom is the one most likely to win the race. - Tom'un büyük ihtimalle yarışı kazanacak kişi olduğunu düşünüyorum

<span class="word-self">büyükspan>
long

My grandfather's life was long and happy. - Büyük babamın hayatı uzun ve mutluydu.

These days, the lion's share usually means the biggest share; but not so long ago, it meant all of it. - Bu günlerde, aslan payı genellikle en büyük pay anlamına gelmektedir; fakat çok geçmeden önce onun hepsi anlamına geliyordu.

<span class="word-self">büyükspan>
huge

The boy has a huge bump on his head. No wonder he cried so much! - Çocuğun başında büyük bir yumru var. O kadar çok ağlamasına şaşmamalı.

We must consider the question of whether we can afford such huge sums for armaments. - Böylesine büyük bir silahlanma için paramızın olup olmadığı sorusunu göz önüne almalıyız.

<span class="word-self">büyükspan> bira bardağı
pint

Beer is sold by the pint. - Bira büyük bira bardağı ile satılır.

<span class="word-self">büyükspan> mağaza
department store
<span class="word-self">büyükspan> olasılıkla
probably

He will probably fail. - O büyük olasılıkla başarısız olacak.

Tom was probably right. - Tom büyük olasılıkla haklıydı.

<span class="word-self">büyükspan> sepet
crate
<span class="word-self">büyükspan>
wide

There is a wide gap in the opinions between the two students. - İki öğrenci arasında fikirlerde büyük bir uçurum vardır.

<span class="word-self">büyükspan> ölçüde
pretty much

Tom pretty much forgot about the meeting. - Tom toplantıyı büyük ölçüde unuttu.

I've pretty much gotten over it. - Onu büyük ölçüde aştım.

<span class="word-self">Büyükspan> britanya
Great Britain
<span class="word-self">Büyükspan> tufan
the Deluge
<span class="word-self">Büyükspan> tufan
The Flood
<span class="word-self">büyükspan>
capital

Write your name in capitals. - Adını büyük harflerle yaz.

Write your name in capital letters. - Adınızı büyük harflerle yazın.

<span class="word-self">büyükspan>
{s} exalted
<span class="word-self">büyükspan>
{s} mighty
<span class="word-self">büyükspan> aptes
stool
<span class="word-self">büyükspan> başarı kazanmak
triumph
<span class="word-self">büyükspan> kısım
body
<span class="word-self">büyükspan> makas
shears
<span class="word-self">büyükspan> saygı duymak
revere
çok <span class="word-self">büyükspan> sayıda
myriad
<span class="word-self">büyükspan>
high

His essay gave only a superficial analysis of the problem, so it was a real surprise to him when he got the highest grade in the class. - Onun denemesi, sorunun sadece yüzeysel bir analizini yaptı, bu yüzden sınıfta en yüksek notu aldığında ona gerçekten büyük bir sürpriz olmuştu.

How to overcome the high value of the yen is a big problem. - Yüksek yen değerinin nasıl üstesinden gelineceği büyük bir sorundur.

<span class="word-self">büyükspan>
{s} handsome

He was big and handsome. - O, büyük ve yakışıklıydı.

<span class="word-self">büyükspan>
large scale

It is hoped that this new policy will create jobs on a large scale. - Bu yeni politikanın büyük ölçekli işler yaratacağı umuluyor.

It seems the rural area will be developed on a large scale. - Kırsal alan büyük ölçüde gelişecek gibi görünüyor.

<span class="word-self">büyükspan>
{s} older

Care has made her look ten years older. - Bakım onun görünüşünü on yaş büyük yaptı.

He's three years older than I am. - O benden üç yaş daha büyük.

<span class="word-self">büyükspan> başarı
winner
Jüpiter'in en <span class="word-self">büyükspan> uydusu
Ganymede
bir <span class="word-self">büyükspan>
a grown up
burnu <span class="word-self">büyükspan>
conceited
burnu <span class="word-self">büyükspan>
haughty
burnu <span class="word-self">büyükspan>
supercilious
burnu <span class="word-self">büyükspan>
arrogant
burnu <span class="word-self">büyükspan>
(deyim) stuck-up
burnu <span class="word-self">büyükspan>
(deyim) high-hat
<span class="word-self">büyükspan>
expansive
<span class="word-self">büyükspan>
voluminous
<span class="word-self">büyükspan>
eldest

Caution is the eldest daughter of wisdom. - Dikkat, bilgeliğin büyük kızıdır.

Fatima is the eldest student in our class. - Fatma sınıfımızdaki en büyük öğrencidir.

<span class="word-self">büyükspan>
bigger

Beijing is bigger than Rome. - Pekin, Roma'dan daha büyüktür.

Tom is bigger than me. - Tom benden daha büyük.

<span class="word-self">büyükspan>
ambitious

My father was an ambitious man and would drink massive amounts of coffee. - Babam hırslı bir adamdı ve büyük miktarda kahve içerdi.

<span class="word-self">büyükspan>
ranch

Layla never realized there was a ranch that size. - Leyla o büyüklükte bir ahır olduğunu fark etmemişti.

Tom is the owner of the largest ranch in the area. - Tom, bölgedeki en büyük çiftliğin sahibidir.

<span class="word-self">büyükspan>
oldest

She is not my mother but my oldest sister. - O benim annem değil fakat en büyük ablamdır.

How old is your oldest son? - En büyük erkek evladın kaç yaşında?

<span class="word-self">büyükspan>
hamper
<span class="word-self">büyükspan>
{i} senior
<span class="word-self">büyükspan>
outsize
<span class="word-self">büyükspan>
colossal
<span class="word-self">büyükspan>
singular
<span class="word-self">büyükspan>
stupendous
<span class="word-self">büyükspan>
towering
<span class="word-self">büyükspan>
signal

Tom's grandfather was a signal officer in the army. - Tom'un büyükbabası orduda bir muhabere subayıydı.

<span class="word-self">büyükspan>
gross

You must be more careful to avoid making a gross mistake. - Büyük bir hata yapmaktan kaçınmak için daha dikkatli olmalısın.

<span class="word-self">büyükspan>
profound
<span class="word-self">büyükspan>
(Tıp) hypertrophic
<span class="word-self">büyükspan>
burning
<span class="word-self">büyükspan>
(Bilgisayar) more

My impression of this government is that they need a more forceful economic policy, otherwise they'll encounter large problems in the future. - Benim bu hükümet hakkındaki izlenimim onların daha güçlü bir ekonomik politikaya ihtiyaçları olduğu, aksi takdirde gelecekte büyük sorunlarla karşılaşacaklarıdır.

Sometimes, Grandma is more dangerous than the KGB. - Bazen büyükanneler, KGB'den daha tehlikelidir.

<span class="word-self">büyükspan> (servet)
large
<span class="word-self">büyükspan> kazanç
scoop
<span class="word-self">büyükspan> söylemek
boast
<span class="word-self">büyükspan> söylemek
talk big
<span class="word-self">büyükspan> söz söylemek
talk big
<span class="word-self">büyükspan> önem
great importance
daha <span class="word-self">büyükspan>
larger
en <span class="word-self">büyükspan> öncelik
(Politika, Siyaset) highest priority
epey <span class="word-self">büyükspan> (bir miktar)
goodly
ikinci <span class="word-self">büyükspan>
the second biggest
ikinci <span class="word-self">büyükspan>
the second largest
korkunç derecede <span class="word-self">büyükspan>
monstrous
<span class="word-self">büyükspan>
sumptuous
<span class="word-self">büyükspan>
widely
<span class="word-self">büyükspan>
legend
<span class="word-self">büyükspan>
sizable

Tom won a sizable amount of money. - Tom oldukça büyük bir miktarda para kazandı.

<span class="word-self">büyükspan>
edifice
<span class="word-self">büyükspan>
substantial

The stability of Chinese economy is substantially overestimated. - Çin ekonomisinin istikrarı büyük ölçüde abartılmıştır.

<span class="word-self">büyükspan>
tremendous

The earthquake created a tremendous sea wave. - Deprem büyük bir deniz dalgası yarattı.

Tom is taking a tremendous chance. - Tom çok büyük bir risk alıyor.

<span class="word-self">büyükspan>
ample
<span class="word-self">büyükspan>
considerable

Tom's experience attracted considerable attention. - Tom'un deneyimi büyük ilgi gördü.

The earthquake caused considerable damage. - Deprem, büyük ölçüde hasara yol açtı.

<span class="word-self">büyükspan>
bulky

This box is too bulky to carry. - Bu kutu taşımak için çok fazla büyüktür.

These presents are really bulky. - Bu hediyeler gerçekten büyük.

<span class="word-self">büyükspan>
redoubtable
<span class="word-self">büyükspan>
{s} precious
<span class="word-self">büyükspan>
massive

This is the most massive structure I have ever seen. - Bu şimdiye kadar gördüğüm en büyük yapıdır.

It's a massive undertaking. - Bu çok büyük bir girişim.

<span class="word-self">büyükspan>
dire

The castle was in dire need of major repairs. - Kale, büyük onarımlara çok ihtiyaç duyuyordu.

<span class="word-self">büyükspan>
prize

Kaoru, yours is the best reaction so far - you win the grand prize. - Kaoru, şimdiye kadar en iyi tepki sizinki - büyük ödülü kazanırsınız.

To our surprise, he won the grand prize. - Bizim için sürpriz oldu, o büyük ödülü kazandı.

<span class="word-self">büyükspan>
no end of
<span class="word-self">büyükspan>
untold
<span class="word-self">büyükspan>
grown-up
<span class="word-self">büyükspan>
sizeable

He won a sizeable amount of money. - O büyük miktarda para kazandı.

<span class="word-self">büyükspan>
{s} rousing

The concert was a rousing success. - Konser büyük bir başarıydı.

<span class="word-self">büyükspan> vites
high
<span class="word-self">Büyükspan>
large-scale

Tatoeba is a mini-LibriVox, it just needs to be written before the large-scale reading aloud would start. - Tatoeba bir mini-LibriVox'tur. O, yüksek sesle büyük ölçekli okuma başlamadan önce sadece yazılması gerekiyor.

<span class="word-self">Büyükspan>
the older
Kaçan balık <span class="word-self">büyükspan> olur
(Atasözü) Praising what is lost makes the remembrance dear
borsada <span class="word-self">büyükspan> oynayarak fiyatları etkileyen kimse
bear
<span class="word-self">büyükspan>
the biggest
<span class="word-self">büyükspan>
a great
<span class="word-self">büyükspan>
great of
<span class="word-self">büyükspan>
the greatest

Security is the greatest enemy. - Güvenlik en büyük düşmandır.

I think Beethoven is the greatest composer who ever lived. - Sanırım Beethoven, şimdiye kadar yaşamış en büyük besteci.

<span class="word-self">büyükspan>
greater

Maternal love is greater than anything else. - Anne sevgisi her şeyden daha büyüktür.

An integer is natural if and only if it is greater or equal to 0. - Eğer tamsayı sadece sıfırdan büyük veya eşit ise tamsayı doğaldır.

<span class="word-self">büyükspan>
the great

The Lake Van is the greatest lake of Turkey. - Van Gölü Türkiye'nin en büyük gölüdür.

Security is the greatest enemy. - Güvenlik en büyük düşmandır.

<span class="word-self">büyükspan>
the largest
<span class="word-self">büyükspan>
a big
<span class="word-self">büyükspan> ada
big island
<span class="word-self">büyükspan> beden
Plus size, XL
<span class="word-self">büyükspan> bir bölümü
A large part
<span class="word-self">büyükspan> fare
older mice
<span class="word-self">büyükspan> iri
big big
<span class="word-self">büyükspan> iskender
Alexander The Great
<span class="word-self">büyükspan> keman
great violin
<span class="word-self">büyükspan> memeli kadın
women with big tits
<span class="word-self">büyükspan> peder
great preacher
<span class="word-self">büyükspan> piliç
big chicken
<span class="word-self">büyükspan> sandal
longboat
<span class="word-self">büyükspan> sopa
big stick
<span class="word-self">büyükspan> sözlük
great dictionary
<span class="word-self">büyükspan> sıçan
big rats
<span class="word-self">büyükspan> yalak
large trough
<span class="word-self">büyükspan> zevkle
With great pleasure
<span class="word-self">büyükspan> zoka
great bait
<span class="word-self">büyükspan> şehir
big city

This magazine is available in any big city in Japan. - Bu dergi Japonya'daki herhangi bir büyük şehirde mevcut.

What is the difference between a bookshop in a small town and in a big city? - Küçük şehirdekiyle büyük şehirdeki kitapçı arasındaki fark nedir?

en <span class="word-self">büyükspan> ortak bölen
greatest common factor
en <span class="word-self">büyükspan> ortak bölen
highest common factor
en <span class="word-self">büyükspan> ortak bölen
in mathematics, the greatest common divisor (gcd), sometimes known as the greatest common factor (gcf) or highest common factor (hcf), of two non-zero integers, is the largest positive integer that divides both numbers without remainder
fenike mitolojisinde en <span class="word-self">büyükspan> tanrı
Phoenician mythology, god of the largest
geniş ağızlı <span class="word-self">büyükspan> testi ya da çömlek
wide-mouthed jar or large test
kocaman başlı <span class="word-self">büyükspan> bir karınca türü
a big-headed ant species
tükiye <span class="word-self">büyükspan> millet meclisi
The Turkish Great Assembly
türkiye <span class="word-self">büyükspan> millet meclisi
Turkish Grand National Assembly
yaşından <span class="word-self">büyükspan> göstermek
Seem/look older than one is
<span class="word-self">Büyükspan>
(Tıp) magnus
<span class="word-self">büyükspan>
important; grand, chief, major
<span class="word-self">büyükspan>
healthy

His grandfather is still very healthy for his age. - Büyükbabası yaşına göre hâlâ oldukça sağlıklı.

My grandfather does moderate exercise every morning, which is why he is strong and healthy. - Büyükbabam her sabah ölçülü egzersiz yapar, güçlü ve sağlıklı olmasının nedeni budur.

<span class="word-self">büyükspan>
great, grand, exalted
<span class="word-self">büyükspan>
extended
<span class="word-self">büyükspan>
macro
<span class="word-self">büyükspan>
megalo
<span class="word-self">büyükspan>
capacious
<span class="word-self">büyükspan>
old; older, senior
<span class="word-self">büyükspan>
Cyclopean
<span class="word-self">büyükspan>
maxi

The largest muscle in the human body is the gluteus maximus. - İnsan vücudundaki en büyük kas gluteus maximus'tur.

<span class="word-self">büyükspan>
magniloquent
<span class="word-self">büyükspan>
one's senior, older person; person whose rank or qualities command respect
<span class="word-self">büyükspan>
elder

My elder brother got a position in a big business. - Ağabeyim büyük bir ticari kuruluşta görev yapıyor.

My elder son is Lech Zaręba. - En büyük oğlum Lech Zaręba'dır.

<span class="word-self">büyükspan>
big, large, great, grand, massive, colossal, tremendous; extensive; important, serious, chief; great, exalted; old, older, elder; oldest, eldest
<span class="word-self">büyükspan>
big, large
<span class="word-self">büyükspan>
no end
<span class="word-self">büyükspan>
mega
<span class="word-self">büyükspan>
keen
<span class="word-self">büyükspan>
out

Tom doesn't have much interest in outdoor sports. - Tom, açık hava sporlarına büyük ilgi duymuyor.

A big fire broke out after the earthquake. - Depremden sonra büyük bir yangın patlak verdi.

<span class="word-self">büyükspan>
enormous

Esperanto is surely an enormous waste of time! - Esperanto kesinlikle çok büyük bir zaman kaybı!

The new building is enormous. - Yeni bina çok büyüktür.

<span class="word-self">büyükspan>
almighty
<span class="word-self">büyükspan>
{s} stout
<span class="word-self">büyükspan>
{s} smart

Tom's new smartphone is really big. It doesn't even look like a phone anymore. - Tom'un yeni akıllı telefonu gerçekten büyük. Artık bir telefona bile benzemiyor.

<span class="word-self">büyükspan>
crying
<span class="word-self">büyükspan>
hard

He put up with the greatest hardship that no one could imagine. - O, kimsenin hayal edemeyeceği en büyük sıkıntıya katlandı.

Many great men went through hardship during their youth. - Birçok büyük insan gençliklerinde zorluklardan geçmişlerdir.

<span class="word-self">büyükspan>
walloping
<span class="word-self">büyükspan>
bough

This desk, which I bought yesterday, is very big. - Dün aldığım bu masa çok büyük.

She bought him a camera that was too big to fit in his shirt pocket. - Ona, gömlek cebine sığmayacak kadar büyük bir kamera aldım.

<span class="word-self">büyükspan>
majuscule
<span class="word-self">büyükspan>
{s} sublime
<span class="word-self">büyükspan>
extensive

The flood did the village extensive damage. - Sel köye büyük hasar verdi.

The earthquake in Hokkaido caused extensive damage. - Hokkaido'daki deprem büyük hasara sebep oldu.

<span class="word-self">büyükspan>
star

Stars are big, because they're hot; when their fuel is exhausted, they collapse. - Yıldızlar büyüktür, çünkü onlar sıcaktır; onların yakıtı bittiğinde, onlar çökerler.

After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry. - Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.

<span class="word-self">büyükspan>
{s} swingeing
<span class="word-self">büyükspan>
bongo
<span class="word-self">büyükspan>
goodly
<span class="word-self">büyükspan> lokma ye, <span class="word-self">büyükspan> söz söyleme
(Atasözü) Eat a big mouthful, but don't make big promises. B
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение büyük- в Турецкий язык Турецкий язык словарь

<span class="word-self">Büyükspan> Patlama
Evrenin yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören kozmolojik model
<span class="word-self">büyükspan> mücennep
Klasik türk müziğinde bir sesi sekiz koma kadar değiştiren (incelten yahut pesleştiren) işaret
<span class="word-self">Büyükspan>
(Osmanlı Dönemi) REBUZ
<span class="word-self">Büyükspan>
muhteşem
<span class="word-self">büyükspan>
Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş: "Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı."- S. F. Abasıyanık. Önemli: "Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti."- T. Buğra
<span class="word-self">büyükspan>
Somut nesneler için boyutları, benzerlerinden daha fazla olan, küçük karşıtı: "Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz."- Y. Z. Ortaç
<span class="word-self">büyükspan>
Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
<span class="word-self">büyükspan>
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan, küçük karşıtı
<span class="word-self">büyükspan>
Çok, ortalamayı aşan
<span class="word-self">büyükspan>
Üstün niteliği olan
<span class="word-self">büyükspan>
Önemli
<span class="word-self">büyükspan>
Niceliği çok olan
<span class="word-self">büyükspan>
Soyut kavramlar için çok, ortalamayı aşan: "Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti."- P. Safa
<span class="word-self">büyükspan>
Niceliği çok olan: "Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır."- R. N. Güntekin. Üstün niteliği olan: "Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri."- N. Ataç
<span class="word-self">büyükspan>
(Osmanlı Dönemi) azîme
<span class="word-self">büyükspan>
(Osmanlı Dönemi) azıme