akılsızca

listen to the pronunciation of akılsızca
Турецкий язык - Английский Язык
foolishly
fatuously
inexpedient
stupidly
mindlessly
injudicious
unwisely
unwise

I plan to help Tom steal some cars. That would be unwise. - Tom'un birkaç araba çalmasına yardımcı olmayı planlıyorum. Bu akılsızca olur.

unwittedly
absurd
akıl
wisdom
akıl
{i} intelligence

Someone famous said that imagination is more important than intelligence. - Ünlü biri hayal akıldan daha önemlidir dedi.

akıl
mind

So many men, so many minds. - Çok sayıda insan çok sayıda akıl.

One should bear in mind that time is money. - İnsan paranın zaman olduğunu akılda tutmalıdır.

akıl
wit

I'm going with Ken. He is cool, gentle and smart. What's more, he is single! - Ken ile gidiyorum. O, serin, nazik ve akıllı. Dahası, o bekar!

All human beings are born free and equal in dignity and rights. They are endowed with reason and conscience and should act towards one another in a spirit of brotherhood. - Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.

akıl
reason

This is an elementary error of reasoning. - Bu akıl yürütme ile ilgili temel bir hatadır.

This reasoning is really insane. - Bu akıl yürütme gerçekten delice.

akılsızca olan
unwise
akılsızca yapılan
mindless

It's just mindless entertainment. - Bu sadece akılsızca yapılan eğlence.

akıl
{i} memory
akıl
brain

Who is the brains of this operation? - Bu operasonun akıl hocaları kimdi?

The brain is the center of every mind, soul, and muscle energy. - Beyin her akıl, ruh ve kas enerjisinin merkezidir.

akıl
{i} advice

He was wise enough to take her advice. - Ondan tavsiye alacak kadar akıllıydı.

You were wise not to follow his advice. - Onun tavsiyesini dinlemeyecek kadar akıllıydın.

akıl
mental

Tom is in a mental institution. - Tom bir akıl hastanesinde.

Tom was sent to a mental hospital. - Tom bir akıl hastanesine gönderildi.

akıl
gray matter
akıl
{i} Psyche
akıl
guidance
akıl
idea

That's a clever idea. - Bu akıllıca bir fikir.

Actually that's a smart idea. - Aslında o akıllıca bir fikir.

akıl
long
akıl
understanding
akıl
mentality
akıl
fettle
akıl
head

You've got a good head on your shoulders. - Sen akıllı ve zeki birisin.

I admit he's smart, but does he have to talk over everyone's heads all the time? - Onun akıllı olduğunu kabul ediyorum ama o her zaman karşısındakinin anlayamayacağı şekilde konuşmak zorunda mı?

akıl
headpiece
akıl
intellect

Health and intellect are the two blessings of life. - Sağlık ve akıl, hayatın iki nimetidir.

akıl
sapience
akıl
discernment
Akıl
rational faculty
akıl
ıntellect
akıl
nous
akıl
{i} prudence
akıl
loaf
akıl
sentient
akıl
{i} bean
akıl
mind, comprehension
akıl
{i} chump
akıl
consciousness
akıl
comprehension
akıl
strength of mind
akıl
grey matter
akıl
intelligence, brain, reason " us; memory" " bellek; advice" " öğüt; opinion, idea
akıl
sense
akıl
{i} senses
akıl
idea, opinion, thought
akıl
psycho
akıl
pate
akıl
prudent
akıl
reason, intelligence; wisdom, discernment, discretion
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение akılsızca в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Akıl
(Osmanlı Dönemi) DERS
âkıl
(Osmanlı Dönemi) akıllı
akıl
Vaka'nin duyu organlarıyla hissedilip beyne nakledilmesi ve on bilgilerle yoğrulup yorumlanması
AKIL
(Osmanlı Dönemi) Bak: Akl
Akıl
(Osmanlı Dönemi) UNAB
Akıl
(Osmanlı Dönemi) CÂL
Akıl
(Osmanlı Dönemi) MİRRE
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HULM
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HÜRMAN
Akıl
(Osmanlı Dönemi) SEDAD
Akıl
(Osmanlı Dönemi) HULÜM
Akıl
us
Akıl
(Osmanlı Dönemi) MECR
akıl
Hafıza, bellek
akıl
Hafıza, bellek: "Hâlâ aklımda o tufan yağmuru."- C. S. Tarancı. Öğüt, salık verilen yol
akıl
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us
akıl
Öğüt, salık verilen yol
akıl
Düşünce, kanı: "Şimdiki aklım olsaydı bu dükkânın yerine aç bir kahve!"- A. K. Tecer
akıl
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us: "Akıl yaşta değil baştadır."- Atasözü
akıl
Düşünce, kanı
akıl
Düşünce, niyet
ÂKIL
(Osmanlı Dönemi) (E) Uyanık. Aklı başında. Tedbirli. Düşüncesi sağlam. Huşyâr
akılsızca
Избранное