Only an immediate operation can save the patient's life.
- Sadece bir acil operasyon hastanın hayatını kurtarabilir.
Immediate measures are needed.
- Acil önlemler gereklidir.
Tom received an urgent message to call his wife.
- Tom karısını araması için acil bir mesaj aldı.
An urgent telegram brought her hurrying back to Tokyo.
- Acil bir telgraf onu Tokyo'ya aceleyle geri getirdi.
This is an emergency.
- Bu acil bir durumdur.
In case of an emergency, push this button.
- Acil bir durumda, bu düğmeye basın.
We have something pressing to discuss.
- Tartışacak acil bir şeyimiz var.
Do you have something else more pressing to do?
- Yapmak için daha acil başka bir şeyin var mı?
Our company is going to be left behind too if we don't create an environment in which we can get instant Internet access.
- Acil internet girişi olan bir çevre yaratmazsak, bizim şirketimizde geride kalacak.