I cannot afford a camera above 300 dollars.
- Ben, 300 doların üzerindeki bir kamerayı maddi olarak karşılayamam.
The moon rose above the clouds.
- Ay bulutların üzerinde kaldı.
I only wish I had the courage to act upon my impulses.
- Keşke dürtülerim üzerinde hareket etme cesaretim olsa.
When we hear of a divorce we assume that it was caused by the inability of those two people to agree upon fundamentals.
- Bir boşanma duyduğumuzda biz bunun o iki kişinin temel ilkeler üzerinde anlaşmaya varma yetersizliğinden kaynaklandığını varsayıyoruz.
I found this on the way to the supermarket.
- Ben bunu süpermarket yolu üzerinde buldum.
Lech Wałęsa jumped over the shipyard fence in 1980.
- Lech Wałęsa 1980'de tersane çitinin üzerinden atladı.
The boy skipped over the fence.
- Çocuk, çitin üzerinden atladı.
There is one apple on the desk.
- Sıranın üzerinde bir elma var.
There is an apple on the table.
- Masanın üzerinde bir elma var.
He went to the beach, and looked far across the sea toward the horizon.
- O plaja gitti, ve denizin üzerinden ufka doğru baktı.
He jumped across the puddle.
- O, su birikintisi üzerinden atladı.
Within a few minutes Tom had eaten up all the food on the table.
- Tom masanın üzerindeki yemeği birkaç dakika içinde yemiş.
He earns over 500 dollars a month with that job.
- O işle, o ayda 500 doların üzerinde kazanmaktadır.
It has my name on it.
- Onun üzerinde adım var.
On the table, there was a plate with three fried eggs on it.
- Masada üzerinde üç kızarmış yumurta bulunan bir tabak vardı.
Tom advised Mary to take some time to think over her options.
- Tom Mary'ye seçenekleri üzerinde düşünmek için biraz zaman almayı tavsiye etti.
We have to think over the plan.
- Plan üzerinde düşünmek zorundayız.
I'm going to speak to you with utmost candor so I want you to take everything I'm about to say at face value.
- Seninle son derece açık yüreklilikle konuşacağım bu yüzden söyleyeceğim her şeyi üzerinde yazılı değerden almanı istiyorum.
Don't dwell on your past mistakes!
- Geçmiş hatalarının üzerinde durma!
Don't dwell on your past failures.
- Geçmiş hatalarının üzerinde durma.
Masanın üstündeki CD benim.
- Masanın üzerindeki CD benim.
Kedi masanın üstünde.
- Kedi masanın üzerinde.