çözülmüş

listen to the pronunciation of çözülmüş
Турецкий язык - Английский Язык
unfixed
unfastened
solved

As it were, the problem is solved. - Bir bakıma, sorun çözülmüştür.

These problems will be solved in the near future. - Bu problemler yakın gelecekte çözülmüş olacak.

undone
decoupled
decomposed
unsnarled
unwound
loose
unwrapped
unbent
untied

Wait a second. My shoe is untied. - Bir saniye bekle. Benim ayakkabımdaki bağcıklar çözülmüş.

Hold on a minute. My shoelaces are untied. - Bir dakika bekle. Ayakkabı bağlarım çözülmüş.

çöz
untie

Your shoes are untied. - Ayakkabıların çözülmüş.

I can't untie this knot. - Bu düğümü çözemiyorum.

çöz
solve

Allen was given a problem that was impossible to solve. - Allen'e çözülmesi imkânsız bir problem verilmişti.

This is how I solved the problem. - Bu benim problemi nasıl çözdüğümdür.

çöz
work out

I am going to work out the problem by myself. - Problemi tek başıma çözeceğim.

I'm going to work out the problem by myself. - Problemi kendi başıma çözeceğim.

çöz
desolder
çöz
{f} solved

He solved the problem in five minutes that I had struggled with for two hours. - Benim iki saat uğraştığım problemi beş dakikada çözdü.

You could have solved this puzzle with a little more patience. - Biraz daha sabırla bu bulmacayı çözebilirdin.

çöz
{f} solving

He tried solving the problem. - Problemi çözmeyi denedi.

I have my own way of solving it. - Onu çözmek için kendi tarzım var.

çöz
unravel

Today, we are going to unravel the mystery of the English subjunctive. - Bugün, İngilizce dilek kipinin gizemini çözeceğiz.

As the story advances, the mystery unravels. - Hikaye ilerledikçe gizem çözülür.

çöz
undid
çöz
{f} unbending
çöz
{f} unfastened
çöz
{f} unwrapped
çöz
{f} unbent
çöz
demodulate
çöz
disentangle
çöz
{f} untied

Your shoes are untied. - Ayakkabıların çözülmüş.

Tom held the knife between his teeth as he untied the knot. - Tom düğümü çözerken bıçağı dişlerinin arasında tuttu.

çöz
unwrap
çöz
puzzle out
çöz
untangle
çöz
unfasten
çöz
resolve

I hope that you are able to resolve the situation soon. - Yakında durumu çözebileceğini umuyorum.

It is impossible to resolve the conflict. - Bu çatışmayı çözmek imkansız.

çöz
unreel
çöz
unbend
çöz
uncoil
çöz
decrypt

I don't have a decryption program. - Bir şifre çözme programım yok.

çöz
dissolve

Sugar dissolves in hot water. - Şeker sıcak suda çözülür.

Sugar dissolves in warm coffee. - Şeker sıcak kahvede çözünür.

çöz
unpack
çöz
unlay
çöz
unriddle
çöz
unhitch
çöz
unswathe
çöz
unbound
çöz
puzzleout
çöz
unsnarl
çöz
unloose
çöz
decode

It's not going to be easy to decode. - Şifreyi çözmek kolay olmayacak.

çöz
unbind
çöz
unmortise
çöz
disentangled
çöz
decipher

Investigators are trying to decipher what happened. - Müfettişler ne olduğunu çözmeye çalışıyor.

Турецкий язык - Турецкий язык

Определение çözülmüş в Турецкий язык Турецкий язык словарь

çöz
Bumbar, bağırsak
çöz
Bumbarın yağı
çöz
Kasaplık hayvanlardan çıkarılan iç yağı
çözülmüş
Избранное