Kazı sırasında insan kalıntıları bulundu.
- Human remains were found during the excavation.
Antik uygarlıkların kalıntılarını korumaya çalışmalıyız.
- We must try to preserve the remains of ancient civilizations.
Onlar tarihte kaybolmuş bir uygarlığın kalıntılarını çaldılar.
- They took away the remains of a civilization lost in history.
Antik uygarlıkların kalıntılarını korumaya çalışmalıyız.
- We must try to preserve the remains of ancient civilizations.
Onun ölümünün sebebi bir sır olarak kalır.
- The cause of his death still remains a mystery.
Tıbbi gelişmelere karşın dış gebelik, dünya çapındaki anne ölümlerinin önemli bir nedeni olmaya devam etmektedir.
- Despite medical advances, ectopic pregnancy remains a significant cause of maternal mortality worldwide.
O, tehlike karşısında sakin kalır.
- He remains calm in the face of danger.
O, prensiplerine sadık kalıyor.
- He remains loyal to his principles.
Bunda anonim kalmak istiyorum.
- I want to remain anonymous in this.
O zamandan beri yurt dışında kalmaktadır.
- She has remained abroad ever since.
Söz uçar, yazı kalır.
- Words fly away, the written remains.
Londra'da ne kadar kalacaksın?
- How many days will you remain in London?
Onlar tarihte kaybolmuş bir uygarlığın kalıntılarını çaldılar.
- They took away the remains of a civilization lost in history.
Orada kalenin kalıntılarını hâlâ görebilirsin.
- You can still see the remains of the fortress there.
Tek kanıt iç çamaşıra yapışmış meni kalıntılarıydı.
- The only proof was the remains of the semen which had stuck to the underwear.
Kazı sırasında insan kalıntıları bulundu.
- Human remains were found during the excavation.
He couldn't bring himself to eat the remains of the chicken dinner.
We'll go ahead, while she remains here.
The victim's remains were one small piece of bone.
If his governor finds out, he is wormfood.
The light remained red for two full minutes.