pressurized

listen to the pronunciation of pressurized
İngilizce - Türkçe
basınçlandırılmış

Bu alan basınçlandırılmıştır. - This area is pressurized.

basınçlı
tazyikli
pressurized cabin
(Askeri,Teknik) basınçlı kabin
pressurized water
(Kanun) basınçlı su
pressurized water reactor
(Çevre,Teknik) basınçlı su reaktörü
pressurized cabin
(Askeri) BASINÇLI KABİN: Bir hava aracında personel tarafından işgal edilen saha. Bu saha içindeki hava basıncı; içeriye çevre atmosferi basılmak suretiyle, çevre basıncı üzerine çıkarılmıştır
pressurized capsule
(Askeri) basınçlı kapsül
pressurized capsule
(Askeri) BASINÇLI KAPSÜL: İçinde çevre basıncından yüksek bir gaz bulunan bir kapsül
pressurized combustion chamber
basınçlı yanma odası
pressurized headbox
(Matbaacılık, Basımcılık) basınçlı hamur kasası
pressurized reactor
(Nükleer Bilimler) basınçlı reaktör
pressurized suit
basınç koruma giysisi
pressurized water reactors
(Fizik) basınçlı su reaktörleri
pressurized water reactors
(Nükleer Bilimler) basınçlı sulu reaktörler
pressurize
{f} baskı yapmak
pressurize
(uçakta) hava basıncını kontrol etmek
pressurize
zorlamak
pressurize
basınç altında tut
pressurize
uçak basıncını ayarlamak
pressurize
{f} sıkmak
pressurize
basınç yapmak
pressurize
basınçlandırmak
pressurize
yüksek uçuşlarda uçağın içindeki havayı yeterli basınçta tutmak
pressurize
basınç altında tutmak
pressurize
{f} basıncını ayarlamak (uçak)
pressurize
{f} İng. (birine) baskı yapmak, (birini) sıkıştırmak
pressurize
x basınçlı tut/mecbur et
pressurize
{f} âkılamak
pressurize
tazyik altında tutmak
pressurize
{f} hav. (uçaktaki kabinin) havasını yeterli basınçta tutmak
pressurize
{f} basınç uygulamak
pressurize
basıncını ayarlamak
İngilizce - İngilizce
Under pressure
Simple past tense and past participle of pressurize
{s} pressurised, having the internal cabin pressure regulated (in an airplane)
past of pressurize
maintained at a certain atmospheric pressure; "in a pressurized cabin the air pressure is comfortable for breathing"; "cooking with pressurized steam
pres·sur·ized in BRIT, also use pressurised In a pressurized container or area, the pressure inside is different from the pressure outside. Certain types of foods are also dispensed in pressurized canisters
pressurized cabin
cabin that has normal atmospheric pressure
pressurized suit
specially sealed garment that protects a pilot's body in situations of low atmospheric pressure
pressurized water reactor
a nuclear reactor that uses water as a coolant and moderator; the steam produced can drive a steam turbine
pressurize
maintain a certain pressure; "the airplane cabin is pressurized"; "pressurize a space suit"
pressurize
maintain a certain pressure; "the airplane cabin is pressurized"; "pressurize a space suit
pressurize
pres·sur·ize pressurizes pressurizing pressurized in BRIT, also use pressurise If you are pressurized into doing something, you are forcefully persuaded to do it. Do not be pressurized into making your decision immediately He thought she was trying to pressurize him. see also pressurized = pressure. to persuade someone to do something by making them feel it is their duty to do it = pressure pressurize sb into doing sth
pressurize
increase the pressure in or of; "The captain will pressurize the cabin for the passengers' comfort"
pressurize
{f} keep nearly normal atmospheric pressure inside (an airplane); adjust the cabin pressure inside an airplane; apply force or weight, press; supercharge; compel, subject to mental stress, urge, insist, press; oblige, influence (also pressurise)
pressurize
increase the pressure on a gas or liquid
pressurize
To put pressure on; to put under pressure
pressurized

    Heceleme

    pres·su·rized

    Türkçe nasıl söylenir

    preşırayzd

    Telaffuz

    /ˈpresʜərˌīzd/ /ˈprɛʃɜrˌaɪzd/