perişan

listen to the pronunciation of perişan
Türkçe - İngilizce
{s} miserable

The economy was in miserable condition. - Ekonomi perişan durumdaydı.

This miserable old church is the oldest building in our country. - Bu perişan eski kilise ülkemizdeki en eski yapıdır.

forlorn
confused
wretched
out at elbows
untidy; disheveled; unkempt
very upset, perturbed, distraught, wretched, miserable
down and out
distraught

I don't know how to talk to emotionally distraught people. - Duygusal yönden perişan insanlarla nasıl konuşacağımı bilmiyorum.

Tom was looking somewhat distraught. - Tom biraz perişan görünüyordu.

hangdog
shoestring
prostrate
down at heels
desolate
ruinous
scattered; in disarray
poor
miserable, wretched; distraught; disordered, scattered
run down
deadbeat
dead end
seedy
scattered
up the spout
abject
disordered
wretch
spent
mangy
elbow
undone
dishevel
starveling
perişan etmek
prostrate
perişan etmek
a) to perturb, to ruin b) to scatter
perişan etmek
desolate
perişan etmek
1. to make (someone) distraught, make (someone) wretched. 2. to scatter; to rout
perişan etmek
bring to ruin
perişan etmek
drag down
perişan etmek
scatter
perişan görünmek
look a sight
perişan görünmek
be a sight
perişan halde
at a low ebb
perişan halde
under the harrow
perişan halde olmak
be in a sorry pickle
perişan halde olmak
be in a sad pickle
perişan hissetmek
feel miserable
perişan kılıklı
down the heels
perişan kılıklı
out at heels
perişan olmak
1. to become wretched or miserable. 2. to be scattered; to be routed
perişan olmak
a) to become miserable, to be wretched b) to be scattered
perişan olmak
go down
perişan olmuş
frayed at the edges
üstü başı perişan
in rags
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) dağınık, karışık, bozuk, kederli; fakir
Acınacak durumda olan, zavallı: "Omuzlarındaki çamurlu tüfeklerin altında iki büklüm olmuş, yorgun ve perişan ağır ağır yürüyorlardı."- Ö. Seyfettin
Acınacak durumda olan, zavallı
Dağınık olma durumu, dağınık, düzensiz, karmakarışık
Dağınık, düzensiz, karmakarışık: "Ne kadar toplasan perişandır / Toplanır saçlarım dağılmak için."- C. Şehabettin
(Osmanlı Dönemi) PEJMÜRDE
PERİŞAN
(Osmanlı Dönemi) Bozuk, tertibsiz, düzensiz
PERİŞAN
(Osmanlı Dönemi) Kederli, hüzünlü, kaygılı
PERİŞAN
(Osmanlı Dönemi) f. Dağınık, karışık
perişan etmek
Dağıtmak, düzenini bozmak
perişan etmek
Acınacak duruma getirmek
perişan olmak
Acınanacak duruma gelmek
perişan olmak
Dağılmak, düzeni bozulmak
perişan