John'dan başka hiç kimse onu duymadı.
- Nobody but John has heard of it.
Birinin bağırdığını duyduk.
- We heard somebody shout.
Duyulmak için yeterince yüksek sesle konuşun.
- Speak loud enough to be heard.
Tom duyulmak için bağırmak zorunda kaldı.
- Tom had to shout to be heard.
... ALAN RUSBRIDGER: We can't hear you. ...
... QUESTION: Mr. President, Governor Romney, as a 20-year-old college student, all I hear ...