Bir çocukluk hastalığı onu kör bıraktı.
- A childhood illness left her blind.
O, bir çocukluk arkadaşıdır.
- He is a childhood friend.
Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.
- Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection.
O, çocuklarını kendi etrafına topladı.
- He gathered his children around him.
Larry Ewing evli ve iki çocuk babasıdır.
- Larry Ewing is married and the father of two children.
ÇHS'ye göre, 18 yaşından küçük tüm insanlar çocuk olarak kabul edilir.
- According to the CRC, all people under 18 are considered to be children.
Çocukluk çağında, zaman yavaş olarak geçer.
- In childhood, time passes slowly.
O, çocuklarını kendi etrafına topladı.
- He gathered his children around him.
Çocukları çantaya koymayın.
- Don't put children into the bag.