mendil

listen to the pronunciation of mendil
Türkçe - İngilizce
handkerchief

I ironed my handkerchiefs. - Mendillerimi ütüledim.

Tom folded his handkerchief. - Tom mendilini katladı.

large napkin
hankey
handkerchief, hankie, hanky
hanky

Mummy, where's my hanky? - Anne, mendilim nerede?

hankie

Get your hankies ready. - Mendillerinizi hazır edin.

Get your hankies ready. - Mendillerinizi hazırlayın.

noserag
prov. cloth spread under a dining table during a meal
rag
{i} kerchief
mendil açmak
beg
mendil kapmaca
tissue puss
mendil açmak
to beg
mendil kadar very small amount
(of something); very scanty (garment)
mendil sallamak
to wave one's handkerchief (in greeting or in farewell)
mendil sallayarak veda etmek
wave a farewell
kâğıt mendil
tissue

Does anyone have a tissue? - Kağıt mendili olan biri var mı?

Tom handed Mary a box of tissues. - Tom Mary'ye bir kutu kağıt mendil verdi.

ıslak mendil
baby wipes
sallamak (mendil, el, tabanca)
wave
elini mendil ile silmek
hand to wipe
ıslak mendil
wet wipes
ıslak mendil
travel wipes
ıslak mendil
cleansing wipes
kâğıt mendil
tissue, paper hanky
kâğıt mendil alabilir miyim
Can I have some tissues
ısa'nın son olarak terini sildiği mendil
Sudarium
Türkçe - Türkçe
Sofra bezi
Burun ve ter silmekte, bazen de el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde dokuma veya yumuşak, ince kâğıt: "Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol."- Y. K. Beyatlı. İçine bazı şeyler konulan dokuma, yağlık: "Sabahleyin erkenden işine gider, akşamüstü elinde dolu mendiliyle evine dönerdi."- R. N. Güntekin
Burun ve ter silmekte, bazen de el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde dokuma veya yumuşak, ince kâğıt
İçine bazı şeyler konulan dokuma, yağlık
yalık
baş bezi
mahrama
silek
(Osmanlı Dönemi) HÜDB
(Osmanlı Dönemi) ASB
pete
uşlak
(Osmanlı Dönemi) MEŞUŞ
MENDİL
(Osmanlı Dönemi) Küçük havlu, peçete
MENDİL
(Osmanlı Dönemi) (Mindîl) (C: Menâdîl) Mendil
mendil kapmaca
(Oyunlar) Mendil kapmaca, hız ve zeka isteyen Anadolu'da çocukların ve gençlerin oynadığı eğlenceli bir oyundur. Oyunu oynayacaklar önce 2 gruba ayrılırlar. İki grup arasında en az 20, en fazlar 50 m. mesafe olur. Oyuna başlamadan önce bir mendilci bir de oyunu yönetecek hakem seçilir. Hakem seçilen mendilciyi ortaya alıp etrafına 1,5-2 m. yarıçapında bir çember çizer, gruplarıdakileri ise birerli sıraya sokar. Mendilci belirlenen yerde, eline bir mendil alır ve mendili yukarıya doğru kaldırarak sıkmadan serbest bir şekilde aşağıya doğru sarkıtır. Hakemin düdüğü veya komutu ile gruplardan 1'er kişi mendilcinin elindeki meldili rakibi tarafından ebelenmeden grubuna getirmek için hızlıca koşarlar. İlk gelen mendili alıp grubuna götüremez ise, diğer bir deyişle ikisi de mendilcinin yanına aynı anda gelmişlerse, rakipler arasında bir sınır savaşı başlar. Rakipler devamlı birbirlerinin dalgın anlarını kollarlar. Bu nedenle birbirlerine, dikkatlerini dağıtmak için çeşitli bakışlar atarlar, hareketler yaparlar, ilginç laflar söylerler. Çünkü, bu sınır savaşının sonunda biri hızla mendili kaparak kendi grubuna doğru koşacaktır. Mendil kapılmadan mendilcinin etrafına çizilen 1,5-2 m. yarıçaplı sınırı (çemberi) aşmak yasaktır. Burada uygulanan taktiklerden biri, mendili kapıyormuş gibi yapıp almamaktır. Rakip yanılırsa sınırı hemen geçer ve grubu adına 1 puan kazanılır. Eğer oyunculardan biri mendili kapıp da grubuna doğru koşmmaya başlarsa, diğeri onu grubuna ulaşmadan ebelemeye (yakalmak) çalışır. Mendili, rakip oyuncu tarafından ebelenmeden grubuna getiren oyuncu, grubuna 1 puan kazandırır, mendili kaptıktan sonra ebelenirse karşı grup 1 puan kazanmış olur
mendil