mağara

listen to the pronunciation of mağara
Türkçe - İngilizce
{i} cave

This is what I found in the cave. - Mağarada bulduğum budur.

We took refuge in a cave and waited for the storm to pass. - Mülteciyi bir mağaraya götürdük ve fırtınanın geçmesini bekledik.

den

They're either in the shed or in the den. - Onlar ya barakada ya da mağarada.

cave, cavern, den
cavern

I found this in the cavern. - Ben bunu mağarada buldum.

A dragon lives inside the cavern. - Bir ejderha mağarada yaşar.

grotto
cave; cavern
grot
pit

It's pitch black inside the cave. - Mağaranın içi zifiri karanlık.

mağara adamı
Caveman
mağara adamı
cave dweller
mağara adamı
troglodyte
mağara araştırmacısı
speleologist
mağara araştırıcısı
potholer
mağara ayısı
cave bear
mağara bilimi
speleology
mağara gibi
cavernous
mağara resmi
graffito
mağara semenderi
Proteus
denizli ilinde bir mağara
a cave in the province of Denizli
konya-ermenek'te bir mağara
konya a cave-in Ermenek
mağaralar
caves
aktif mağara
(Askeri) active cave
büyük mağara
cavern
yapay mağara
dene hole
yapay süslü mağara
grotto
Türkçe - Türkçe
Karst bölgelerinde kireç taşlarının erimesiyle oluşan, büyük, birbirine koridorlarla bağlı yer altı kovukları
Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu, in: "Şu karşıki dağda derin bir mağara vardır."- A. Gündüz
Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu, in
mara
in
(Osmanlı Dönemi) SUGUR
üngür
kehf
mağara bilimci
Mağara bilimi ile uğraşan kimse
mağara bilimi
Konusu mağaraları, yer altındaki uçurumları, yarıkları, oyukları, yer altı akarsularını araştırmak ve incelemek olan bilim
mağara resmi
Tarih öncesi insanların mağara duvarlarına yaptıkları resim
mağara sesi
Derin, boğuk ve korkmuş vurgulu ses
mağara