let-alone

listen to the pronunciation of let-alone
İngilizce - Türkçe
şöyle dursun

Koşmak şöyle dursun, neredeyse yürüyemiyor. - She can hardly walk, let alone run.

Yazmak şöyle dursun, okuyamaz bile. - He can't even read, let alone write.

kendi haline bırakmak
bırak

Koşmayı bırak, yürüyemiyorum bile. - I can't even walk, let alone run.

Bırak bir ulusu, o kendi ailesini idare edemez. - He can't run his own family, let alone a nation!

karışma
let well enough alone
olanla yetinmek
Honesty, let alone honor, was not in him
Şeref şöyle dursun, onda dürüstlük namına bir şey yoktu
leave/let him alone
/ Onu rahat bırakalım
let alone
(Kristalografi) 'na ek olarak
let me alone
yalnız bana izin
let well alone
hiç karışmamak
let/leave s.o./s.t. alone
olduğu gibi bırakmak, kendi haline bırakmak; dokunmamak, rahat bırakmak
Honesty, let alone
Şeref şöyle dursun, onda dürüstlük namına bir şey yoktu
let alone
şöyle dursun: He can't support himself, let alone two relatives. İki akraba şöyle dursun, kendisini bile geçindiremiyor
let alone
(Fiili Deyim ) kendi haline bırakmak , ilişmemek
let alone
rahat bırakmak
let alone/be
karışmamak, kendi haline bırakmak
let him alone
(Konuşma Dili) bırak işine karışma
let him alone
(Konuşma Dili) bırak ne hali varsa görsün
İngilizce - İngilizce
Türkçe - İngilizce

let-alone teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

şöyle dursun let alone ..., never
mind about ...: Fransızca şöyle dursun, Türkçeyi bile doğru dürüst konuşamıyor . Never mind about French, he can't even speak Turkish properly