kovalama

listen to the pronunciation of kovalama
Türkçe - İngilizce
{i} pursuit
chase

This cat doesn't chase mice. - Bu kedi fareleri kovalamaz.

Harrison's men continued to chase the enemy. - Harrison'nun adamları düşmanı kovalamaya devam etti.

pursuit, chase
pursuing, pursuit
running after
pursue

Are you sure we should pursue this? - Bunu kovalamamız gerektiğinden emin misin?

kovalamak
pursue
kovalamak
chase

A gust of wind blew Curdken's hat away, and he had to chase it over hill and dale. - Bir rüzgar esintisi Curdken'in şapkasını uçurdu, ve o onu tepe ve vadinin üzerinde kovalamak zorunda kaldı.

Sami gave up the chase. - Sami kovalamaktan vazgeçti.

kovala
{f} hound
kovalamak
{f} hunt
kovalamak
course
kovalamak
chivy
kovalamak
follow
kovalamak
go after
kovala
chivy
kovalamak
give chase to
kovala
chase
kovalamak
persue
kovalamak
{f} drive
kovalamak
{f} tag

Do you want to tag along? - Kovalamak istiyor musun?

kovalamak
run after
kovalamak
tag along

Do you want to tag along? - Kovalamak istiyor musun?

kovalamak
tag after
kovalamak
run out
kovalamak
follow up
kovalamak
give chase
kovalamak
to chase, try to catch or get, pursue
kovalamak
to chase, to pursue, to run after
köpekle kovalama
coursing
tazı ile tavşan kovalama
coursing
Türkçe - Türkçe
Kovalamak işi
kovalamak
Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak
kovalamak
Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek
kovalamak
Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek: "Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor..."- Y. K. Karaosmanoğlu
kovalamak
Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak
kovalamak
Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak: "Çoban çocukları, kuşun geldiğini görmüş olacaklar ki, kovaladılar."- M. Ş. Esendal
kovalamak
Kovmak
kovalama