kaş

listen to the pronunciation of kaş
Türkçe - İngilizce
brow

Wipe the sweat from your brow. - Kaşınızdaki teri silin.

Her brow was beaded with perspiration. - Kaşı terden dolayı boncuk boncuk olmuştu.

eyebrow

Mary started plucking her eyebrows when she was twelve years old. - Mary on iki yaşındayken kaşlarını yolmaya başladı.

They had no beards, no hair and no eyebrows. - Onların hiç sakalları, saçı ve kaşları yoktu.

eyebrow, brow; bezel, vignette
brow, projection
collet (for a gem)
pommel (of a saddle)
bezel
vignette
eye brow
supercilium
the brow
(Mimarlık) accolade
kaş çatma
scowl
kaş çatma
frowning
kaş çatmak
scowl
kaş aldırma
Browse Ignore
kaş boyası
eyebrow dye
kaş göz etmek
to wink (at); to signal (to someone) with one's eyes and eyebrows
kaş göz etmek
to wink, to make signs with eye and brow
kaş kalemi
eyebrow pencil
kaş kemeri
the upper margin of the eye socket
kaş yapayım derken göz çıkarmak
to make matters worse while trying to be helpful
kaş yapayım derken göz çıkarmak
to make things worse (while trying to be helpful)
kaş çatma
knitting the eyebrow
kaşlar
brows

She wrinkled her brows. - O, kaşlarını kırıştırdı.

The old woman knitted her brows. - Yaşlı kadın kaşlarını çattı.

arka kaş
browse back
kara kaş
(someone) who has big black eyebrows. (aralarından)
çatma kaş
eyebrows that are joined
kaş