in short

listen to the pronunciation of in short
İngilizce - Türkçe
kısacası

Kısacası, tüm çabalarımız boşa gitti. - In short, all our efforts resulted in nothing.

Kısacası, o şirket için çalışmanı istemiyorum. - In short, I don't want you to work for that company.

kısaca

Kısacası, ben katılmıyorum. - In short, I disagree.

Kısacası toplantı vakit kaybıydı. - The meeting, in short, was a waste of time.

uzun sözün kısası
yani

Tom oyuncak ayıları, kartpostal ve pulları, eski paraları, taş ve mineralleri, trafik plakaları ve jant kapaklarını yani kısacası hemen hemen her şeyi toplar. - Tom collects teddy bears, postcards and stamps, old coins, stones and minerals, number plates and hubcaps - in short: almost everything.

uzatmayalım
velhasıl kelam
açıkçası
sözün kısası
velhasılı kelam
hulasa
velhasıl
uzun lâfın kısası

Biz mali olarak sıkıntılıydık, uzun lafın kısası, biz iflastaydık. - We were financially troubled, in short, we were bankrupt.

İngilizce - İngilizce
As a summary; as a shortened version of what has been told or what would have been told

I had a look at your fridge, unscrewed the panels at the back and, in short, it's completely broken.

briefly, concisely
in a concise manner; in a few words; "the history is summed up concisely in this book"; "she replied briefly"; "briefly, we have a problem"; "to put it shortly"
to make a long story short
in short

    Heceleme

    in Short

    Türkçe nasıl söylenir

    în şôrt

    Telaffuz

    /ən ˈsʜôrt/ /ɪn ˈʃɔːrt/

    Etimoloji

    [ 'in, &n, &n ] (preposition.) before 12th century. Middle English, from Old English; akin to Old High German in in, Latin in, Greek en.

    Videolar

    ... but on an evolutionary time scale, they're very short. ...
    ... ERIC SCHMIDT: In the short term, China ...

    Günün kelimesi

    ghost word