We'll have to be prepared.
- Hazırlanmış olmak zorunda olacağım.
Tom needs to be better prepared next time.
- Tom'un gelecek sefer daha iyi hazırlanmış olması gerekiyor.
The cook prepares different dishes every day.
- Aşçı her gün farklı yemekler hazırlar.
He prepared his speech very carefully.
- Konuşmasını çok dikkatlice hazırladı.
She is busy preparing for an examination.
- O, sınava hazırlanmakla meşgul.
Magdalena and Lech are preparing for their Polish exams.
- Magdalena ve Lech, Lehçe sınavlarına hazırlanıyorlar.
He has drawn up a will.
- O, bir vasiyetname hazırladı.
Tom was well prepared for the exam.
- Tom sınav için iyi hazırlandı.
He prepared his speech very carefully.
- Konuşmasını çok dikkatlice hazırladı.