get accustomed to

listen to the pronunciation of get accustomed to
İngilizce - Türkçe
Alışmak
get to
gerekmek
get to
(fiil)rmak, başlamak, yapıyor bulunmak, dolabı sezmek, dalavereyi anlamak
get to
varmak

Ofisime varmak yaklaşık on beş dakika alır. - It takes about 15 minutes to get to my office.

Arabayla istasyondan amcamın evine varmak yaklaşık sadece beş dakika aldı. - It took only about five minutes to get to my uncle's house from the station by car.

get to
(Fiili Deyim ) 1- -e varmak 2- başlamak
get to
başlamak

Çalışmaya başlamak zorundayım. - I have to get to work.

İşe başlamak istiyorum. - I want to get to work.

get to
-e varmak/gelmek
get to
-e varmak
get to
şart olmak
get to
-e gelmek
get accustomed
alışık ol
get to
yapabilmek
get to
bağlantı kurmak
get to
ulaşmak

JR istasyonuna yürüyerek ulaşmak kaç dakika sürer? - How many minutes does it take to get to the JR station on foot?

Kent merkezine ulaşmak için hangi otobüs veya trene binebileceğimi bana söyleyebilir misin? - Can you tell me which bus or train I can take to get to the town centre?

get accustomed
alışık olmak
get to
dalavereyi anlamak
get to
dolabı sezmek
get to
lazım olmak
get to
k.dili. başlamak (Mastarla birlikte kullanılır.): They got to talking. Konuşmaya başladılar
get to
yapıyor bulunmak
get to
(deyim) get to grip with sth. ciddiyetle ele almak get to someone [kd] 1.rusvet vermek,etkilemek. 2.dokunmak,uzmek. get to/reach/make first base (with sth.) (başlıca ABD,kd) bir plan veya projenin ilk safhasını tamamlamak get to grips with sth. bir mesele ile uğraşmak,gereğine bakmak get to the bottom of sth. bir meselenin aslını/iç yüzünü öğrenmek
İngilizce - İngilizce

get accustomed to teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

get to
To affect adversely; to upset or annoy

This job's really getting to me. I don't know how much longer I'll last.

get to
To track down and intimidate

He's refusing to testify. I think the Mob got to him.

get accustomed
get used to
get to
cause annoyance in; disturb, especially by minor irritations; "Mosquitoes buzzing in my ear really bothers me"; "It irritates me that she never closes the door after she leaves"
get to
arrive at the point of; "She gets to fretting if I stay away form home too long
get to
reach a goal, e g , "make the first team"; "We made it!"; "She may not make the grade"
get to
be allowed to; arrive at, reach
get to
arrive at the point of; "She gets to fretting if I stay away form home too long"
get accustomed to

    Heceleme

    get ac·cus·tomed to

    Türkçe nasıl söylenir

    get ıkʌstımd tı

    Telaffuz

    /ˈget əˈkəstəmd tə/ /ˈɡɛt əˈkʌstəmd tə/

    Günün kelimesi

    glabrous