evlenme

listen to the pronunciation of evlenme
Türkçe - İngilizce
marriage

She accepted his hand in marriage. - Onun evlenme teklifini kabul etti.

Don't rush into marriage. - Evlenmek için acele etmeyin.

spousal
double harness
double-harness
espousal
marital
sponsal
nuptial
spousals
hymen
match
matrimony
getting married

You shouldn't put off getting married. - Evlenmeyi ertelememelisin.

I won't be getting married this year. In fact, I may never get married. - Ben bu yıl evlenmeyeceğim. Aslında, hiç evlenmeyebilirim.

lit

She looks a little young to get married. - O evlenmek için biraz genç görünüyor.

evlenmek
{f} marry

He intended to marry her. - Onunla evlenmek niyetindeydi.

I know you want to marry me now, but don't you think you'll have second thoughts afterward? - Ben, şimdi benimle evlenmek istediğini biliyorum, ama siz daha sonra ikinci düşüncelere sahip olacağınızı düşünmüyor musunuz?

evlenme teklifi
proposal

She turned down his proposal. - O, evlenme teklifini geri çevirdi.

She has not yet accepted his proposal. - O onun evlenme teklifini henüz kabul etmedi.

evlenme teklifi
marriage proposal
evlenme belgesi
marriage certificate
evlenme hukuku
marriage law
evlenme ikramiyesi
marriage bonus
evlenme ile ilgili
nuptial
evlenme izni
marriage license
evlenme merasimi
wedding ceremony
evlenme mukavelesi
marriage contract
evlenme teklif etmek
make a proposal
evlenme teklifi
marriage offer
evlenme çağı
marrying age
evlenme teklifi
Proposal, marriage proposal
evlenme (erkek için)
wifing
evlenme (erkek için)
wiving
evlenme adetleri
tradions of marriage
evlenme beyannamesi
(Kanun) banns of marriage
evlenme cüzdanı
marriage certificate
evlenme cüzdanı
license
evlenme cüzdanı
licence [Brit.]
evlenme ehliyet belgesi
(Kanun) marriage licence
evlenme ehliyeti
(Kanun) capacity of marriage
evlenme ehliyetsizliği
(Kanun) civil disability
evlenme engelleri
(Kanun) diriment impediment
evlenme engelleri
(Kanun) impediments to marriage
evlenme günü
wedding day
evlenme ilanı
(Kanun) banns of matrimony
evlenme ilanı
(Kanun) banns of marriage
evlenme ilânı
banns
evlenme izni
marriage licence
evlenme korkusu
(Pisikoloji, Ruhbilim) gamophobia
evlenme kâğıdı
marriage certificate
evlenme manisi
(Kanun) impediment to marry
evlenme mukavelesi
marriage contract, marriage settlement
evlenme niyeti
intentions

Fadil has no intentions of marrying Layla. - Fadıl'ın Leyla'yla evlenme niyeti yok.

He disclosed his intentions. - O evlenme niyetini açıkladı.

evlenme partisi
wedding party
evlenme ruhsatı
marriage licence
evlenme sözleşmesi
(Kanun) marriage settlement
evlenme sözü veren
espouser
evlenme sözü verip vazgeçen kız
jilt
evlenme sözü vermek
plight one's troth
evlenme sözünü tutmama
breach of promise to marry
evlenme teklif etmek
to propose, to pop the question
evlenme teklif etmek
pop the question
evlenme teklifini kabul etmek
accept one's proposal
evlenme töreni için belirlenmiş saatler
canonical hours
evlenme törenine ait
(Kanun) gretna green
evlenme türleri
types of marriage
evlenme vaadi
promise of marriage
evlenme vaadinde bulunmak
plight one's troth
evlenme vadini yerine getirmeme
breach of promise to marry
evlenme yardımı
financial help for marriage
evlenme yoluyla
matrimonially
evlenme yoluyla akrabalık
inlaws
evlenme yoluyle akraba
in-law
evlenme yıldönümü
wedding anniversary
evlenme yıldönümü
wedding day
evlenme çağı
marriageable age, marrying age
evlenme çağı
nubility
evlenme çağında
marriageable
evlenmek
{f} unite
evlenmek
(Fiili Deyim ) get hitched
evlenmek
{f} mate
evlenmek
get married

I think Tom and Mary are too young to get married. - Bence Tom ve Mary evlenmek için çok genç.

For him, divorce is a good invention, with one sole disadvantage: you have to get married first. - Onun için boşanma tek dezavantajla iyi bir buluş: ilk önce evlenmek zorundasın.

evlenmek
get married to somebody
evlenmek
get wedded
evlenmek
match
evlenmek
wed
evlenmek
get hitched with
evlenmek
hook up with
evlen
{f} wed

How are your wedding plans coming? - Evlenme planlarınız nasıl geliyor?

Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets. - Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.

evlen
{f} married

They married on Christmas Eve. - Onlar Noel Yortusu'nda evlendiler.

I'm getting married to her in June. - Onunla Haziran'da evleneceğim.

evlen
got married
evlen
{f} wedded
evlen
get married

For him, divorce is a good invention, with one sole disadvantage: you have to get married first. - Onun için boşanma tek dezavantajla iyi bir buluş: ilk önce evlenmek zorundasın.

Really? I thought she'd be the last person to get married. - Gerçekten mi? Onun evlenecek son kişi olduğunu düşünüyordum.

evlen
{f} wedding

How are your wedding plans coming? - Evlenme planlarınız nasıl geliyor?

Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets. - Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.

evlen
marry

According to this magazine, my favorite actress will marry a jazz musician next spring. - Bu dergiye göre, en sevdiğim aktris önümüzdeki ilkbahar bir caz müzisyeniyle evlenecek.

People under 18 cannot marry. - 18 yaşından küçükler evlenemez.

evlenme izni
wedding license
evlenme teklif etmek
pop the question to
evlenme teklif etmek
propose

I don't want to propose to you! - Sana evlenme teklif etmek istemiyorum!

evlenmek
get spiced
evlenmek
married

Tom and Mary decided to get married. - Tom ve Mary evlenmek için karar verdi.

Tom says that Mary definitely doesn't want to be married. - Tom Mary'nin kesinlikle evlenmek istemediğini söylüyor.

Evlenmek
tie the knot
evlenme teklifi etmek
propose
evlenmek
tied the knot
dengi olamayan biri ile evlenme
mesalliance
dışardan evlenme
exogamy
dışarıdan evlenme
exogamy
evlenmek
lead to the altar
evlenmek
change one's condition
evlenmek
to get married (to sb), to marry
evlenmek
get spliced
evlenmek
{f} hitch
evlenmek
take to wife
evlenmek
pair off
evlenmek
hitch up
evlenmek
make a match
evlenmek
espouse
evlenmek
wive
içerden evlenme
endogamy
kaçarak evlenme
runaway match
tekrar evlenme
remarriage
yabancı ile evlenme
intermarriage
yeniden evlenme
remarriage
Türkçe - Türkçe
Evlenmek işi, izdivaç: "Ama bu evlenmesinden şimdi pek pişmandır."- H. R. Gürpınar
Evlenmek işi, izdivaç
(Osmanlı Dönemi) TEEHHÜL
(Osmanlı Dönemi) MÜZAVECE
izdivaç
tezevvüç
Evlenmek
izdivaç etmek
Evlenmek
tezevvüç etmek
Evlenmek
teehhül etmek
evlenmek
Erkekle kadın, aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek, izdivaç etmek: "Karımla benim, sanki, yeni evlenmiş gibi bir hâlimiz vardı."- Y. K. Karaosmanoğlu
evlenmek
Erkekle kadın, aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek, izdivaç etmek
evlenmek
gelin olmak
evlenmek
(Osmanlı Dönemi) tezevvüc
evlenme