zunächst einmal

listen to the pronunciation of zunächst einmal
German - Turkish
ilkönce, ilk ağızda
English - Turkish

Definition of zunächst einmal in English Turkish dictionary

first
birinci

Onun hakkında konuşmak için birinci olmak isteyen kimse olmadığı ortaya çıktı.Şimdi ne yaparız? - It turned out there was nobody who would be the first to talk about it. What do we do now?

Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim. - Let's draw lots to decide who goes first.

at first
ilkönce
first
ilkönce
first
baş yer
at first
ilk önce

İlk önce öğretmen olduğunu sanmıştım ama değilmiş. - At first, I thought he was a teacher, but he wasn't.

O, ilk önce atı beğenmedi. - She didn't like the horse at first.

at first
ilk olarak

İlk olarak, her şey zor görünüyordu. - At first, everything seemed difficult.

İlk olarak, onlar ona inanmadılar. - At first, they didn't believe him.

at first
evvela
at first
önce

Önce plandan hoşlandığımı düşündüm fakat ikinci düşünüşümde ona karşı çıkmaya karar verdim. - At first I thought I liked the plan, but on second thought I decided to oppose it.

O, ilk önce atı beğenmedi. - She didn't like the horse at first.

at first
ilk zamanlar

İlk zamanlar bunu yapmaktan hoşlanmadım. - I didn't like doing this at first.

İlk zamanlar şüpheciydim. - I was skeptical at first.

at first
başlangıçta

Başlangıçta, onun senin erkek kardeşin olduğunu sandım. - At first, I thought he was your brother.

Başlangıçta stajyerler bu şirkette sakardılar. - At first, the trainees were awkward in his company.

first
(sıfat) ilk, birinci, baş, başta gelen, önde gelen
first
{i} ilk, birinci. z
first
{i} ilkin, evvela, ilkönce, önce
first
ondan evvel
first
en ileride
first
{s} baş, en büyük
first
en büyuk
first
ayın ilk günü

Kiranı her zaman ayın ilk gününde ödemen gerekiyor. - You're supposed to always pay your rent on the first of the month.

Tom her ayın ilk gününde kira öder. - Tom pays rent on the first day of every month.

first
firsts en iyi kalite eşya