zunächst einmal

listen to the pronunciation of zunächst einmal
Deutsch - Türkisch
ilkönce, ilk ağızda
Englisch - Türkisch

Definition von zunächst einmal im Englisch Türkisch wörterbuch

first
birinci

O, birincilik ödülünü kazanmakla övündü. - She boasted of having won the first prize.

Onun hakkında konuşmak için birinci olmak isteyen kimse olmadığı ortaya çıktı.Şimdi ne yaparız? - It turned out there was nobody who would be the first to talk about it. What do we do now?

at first
ilkönce
first
ilkönce
first
baş yer
at first
ilk önce

O, ona ilk önce inanmadı. - He didn't believe it at first.

İlk önce öğretmen olduğunu sanmıştım ama değilmiş. - At first, I thought he was a teacher, but he wasn't.

at first
ilk olarak

İlk olarak, her şey zor görünüyordu. - At first, everything seemed difficult.

İlk olarak, Tom Fransızcanın zor olduğunu düşündü ama onun kolay olduğunu düşünüyor. - At first, Tom thought French was difficult, but now he thinks it's easy.

at first
evvela
at first
önce

İlk önce kimse bana inanmıyordu. - No one believed me at first.

Önce plandan hoşlandığımı düşündüm fakat ikinci düşünüşümde ona karşı çıkmaya karar verdim. - At first I thought I liked the plan, but on second thought I decided to oppose it.

at first
ilk zamanlar

İlk zamanlar şüpheciydim. - I was skeptical at first.

Tom ilk zamanlar Mary'ye inanmıyordu. - Tom didn't believe Mary at first.

at first
başlangıçta

Başlangıçta, ondan hoşlanmadım. - At first, I didn't like him.

Başlangıçta hatalarım hakkında endişeliydim. - I was worried about my mistakes at first.

first
(sıfat) ilk, birinci, baş, başta gelen, önde gelen
first
{i} ilk, birinci. z
first
{i} ilkin, evvela, ilkönce, önce
first
ondan evvel
first
en ileride
first
{s} baş, en büyük
first
en büyuk
first
ayın ilk günü

Kiranı her zaman ayın ilk gününde ödemen gerekiyor. - You're supposed to always pay your rent on the first of the month.

Tom her ayın ilk gününde kira öder. - Tom pays rent on the first day of every month.

first
firsts en iyi kalite eşya