yarımda

listen to the pronunciation of yarımda
Turkish - English
at half past twelve, at twelve-thirty; at half past noon; at half past midnight
yarım
half

He run on for half an hour. - Yarım saat koşmaya devam etti.

The dictionary contains about half a million words. - Sözlük, yaklaşık yarım milyon kelime içeriyor.

yarım
unfinished

I hate unfinished business. - Yarım kalmış işten nefret ederim.

Tom doesn't like to leave anything unfinished. - Tom bir şeyi yarım kalmış bırakmayı sevmiyor.

yarım
(Tıp) semis
yarım
(Bilgisayar) split
yarım
halve

Never do things by halves. - Hiçbir işi yarım yamalak yapma.

You shouldn't do things by halves. - İşleri yarım bırakmamalısın.

yarım
halves

Never do things by halves. - Hiçbir işi yarım yamalak yapma.

You shouldn't do things by halves. - İşleri yarım bırakmamalısın.

yarım
moiety
yarım
halfway

Don't do anything halfway. - Hiçbir şeyi yarım yamalak yapma.

They met each other halfway. - Onlar birbirleriyle yarım yamalak buluşurlar.

yarım
half of a, half a: yarım elma half of an apple/half an apple. yarım ekmek half a loaf (of bread). yarım kilo half a kilo
yarım
half past noon, twelve-thirty
yarım
physically disabled (person)
yarım
hemi

The equator divides the globe into two hemispheres. - Ekvator dünyayı iki yarımküreye böler.

Tomorrow's total eclipse of the sun will be visible from the southern hemisphere. - Yarının toplam güneş tutulması, güney yarımküreden görünür olacaktır.

yarım
half past midnight, twelve-thirty
yarım
(a) half: İki yarım bir bütün eder. Two halves make a whole
yarım
half; unfinished, half-done
yarım
semi

They sat in a semi-circle. - Onlar bir yarım daire içine oturdular.

Mary placed the chairs in a semicircle. - Mary sandalyeleri yarım daire şeklinde yerleştirdi.

yarım
incomplete, partial, halfway, unsatisfactory, make-shift: yarım iş job that's been poorly done. yarım oda poor thing to call a room/unsatisfactory room
yarım
mezzo
yarım
quasi
yarım
demi
Turkish - Turkish

Definition of yarımda in Turkish Turkish dictionary

Yarım
(Hukuk) NISIF
yarım
Saatte on iki otuz
yarım
Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan: "Ötekinde de yarım kavala benzeyen kalın bir çığırtma vardı."- O. C. Kaygılı
yarım
Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç
yarım
Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
yarım
On iki otuz
yarım
Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan
yarım
Hastalıklı, sakat, sağlıksız
yarım
Bir bütünün yarısı olan miktar
yarım
Bir bütünün yarısı olan miktar: "Billahi yarım elmanın yarısı sen, yarısı o..."- S. M. Alus