to throw into disorder; to break the array of

listen to the pronunciation of to throw into disorder; to break the array of
English - Turkish

Definition of to throw into disorder; to break the array of in English Turkish dictionary

disarray
düzensizlik

Dan'ın yatak odası düzensizlik içindeydi. - Dan's bedroom was in disarray.

disarray
karışıklık

Tüm eğlenceden sonra daire büyük bir karışıklık içindeydi. - After all the merrymaking, the apartment was in great disarray.

disarray
düzensiz kıyafet
disarray
nizamsızlık
disarray
{f} bozmak
disarray
düzensiz bir hale getirmek
disarray
{f} kargaşaya itmek
disarray
kargaşaya it
disarray
{f} karıştırmak
disarray
{i} dağınıklık
disarray
{i} kargaşa

Sami evini kargaşa içinde bıraktı. - Sami left his house in disarray.

English - English
disarray
to throw into disorder; to break the array of
Favorites