Hasarlı bagaj için hiç tazminat aldın mı?
- Did you receive any compensation for the damaged luggage?
Hasarlı borudan su akıyordu.
- Water was coming out of the damaged pipe.
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.
- I tried to repair his damaged prestige.
Çatı fırtınadan zarar görmüştü.
- The roof was damaged by the storm.
Hadi ne kurtarabilirsek kurtaralım.
- Let's salvage what we can.
Sami kariyerini kurtardı.
- Sami salvaged his career.
Sami, Leyla'nın itibarına hasar verdi.
- Sami damaged Layla's reputation.
Belki ona yanlışlıkla hasar verdim.
- Maybe I accidentally damaged it.
Bu skandal, şirketimizin kamuoyundaki imajına ciddi olarak zarar verdi.
- This scandal has severely damaged the public image of our company.
Kaza, arabasının ön tekerlerine zarar verdi.
- The accident damaged her car's front wheels.