to make payment or atonement; to atone

listen to the pronunciation of to make payment or atonement; to atone
English - Turkish

Definition of to make payment or atonement; to atone in English Turkish dictionary

satisfy
tatmin etmek

Tom'u tatmin etmek zor. - Tom is hard to satisfy.

Politikamız müşterilerimizi tatmin etmektir. - Our policy is to satisfy our customers.

satisfy
{f} memnun etmek

Tom'u memnun etmek imkansız. - Tom is impossible to satisfy.

Bazı doktorlar hastalarını memnun etmek bir şey diyecektir. - Some doctors will say anything to satisfy their patients.

satisfy
{f} 1. hoşnut etmek, memnun etmek: Nothing satisfies him; he is always complaining. Hiçbir şeyden hoşnut değil; hep şikâyet ediyor. He is not
satisfy
{f} doyurmak
satisfy
{f} cevap vermek
satisfy
kandırmak
satisfy
tatmin et

Bu, Mary'yi tatmin etmedi, onlar arasındaki ilişki daha mesafeli oldu. - This did not satisfy Mary, and the relationship between them became more distant.

Çözümün zaman alacağı konusundaki açıklaması kimseyi tatmin etmedi. - His explanation that a solution would take time didn't satisfy anyone.

satisfy
gidermek
satisfy
sevindirmek
satisfy
karşılamak

Seni karşılamak için seçildim. - I was chosen to satisfy you.

satisfy
{f} ikna etmek
satisfy
(fiil) cevap vermek, memnun etmek, tatmin etmek, hoşnut etmek, ödemek, yerine getirmek, karşılamak, inandırmak, ikna etmek, gidermek, doyurmak
satisfy
satisfying tatmin edici
satisfy
şartlarını yerine getirmek
satisfy
yetmek
satisfy
hoşnut etmek, memnun etmek: Nothing satisfies him; he is always complaining. Hiçbir şeyden hoşnut değil; hep şikâyet ediyor. He is not
English - English
satisfy
to make payment or atonement; to atone
Favorites