to have a purpose or intention; to discourse

listen to the pronunciation of to have a purpose or intention; to discourse
English - Turkish

Definition of to have a purpose or intention; to discourse in English Turkish dictionary

purpose
gaye

Oda bu amaç için gayet uygun. - The room is perfectly suitable for this purpose.

purpose
{i} amaç

Araştırma amaçları için bir oda ayırın. - Allocate a room for research purposes.

Pek çok insan amaçsızca hayatın içinde sürükleniyor. - Many people drift through life without a purpose.

purpose
isteyerek
purpose
kararlılık
purpose
(Bilgisayar) amacı

Çok sayıda öğrenci müzik eğitimi yapmak amacıyla Avrupa'ya gider. - Many students go to Europe for the purpose of studying music.

O müzik eğitimi amacıyla İtalya'ya gitti. - He went to Italy for the purpose of studying music.

purpose
erek
purpose
kasıt

Susan, öfkesini göstermek için kasıtlı olarak tabak kırdı. - Susan broke the dish on purpose to show her anger.

Palyaço kasıtlı olarak düştü. - The clown fell down on purpose.

purpose
niyet
purpose
mahsus

Bunu mahsus yapıyorsun! - You're doing it on purpose!

purpose
bile bile
purpose
meram
purpose
maksa

Okumaktan asıl maksadın ne olursa olsun, kitaplar sana her zaman memnuniyet ve tatminkârlık duygusu verecektir. - No matter what your main purpose is in reading, books should never fail to provide contentment and satisfaction.

purpose
{i} kararlılık, azim
purpose
serve the purpose işine gelmek
purpose
murat
purpose
faydalı surette
purpose
kasten

Bunu kasten yaptın, değil mi? - You did this on purpose, didn't you?

Çocuk kasten ayağıma bastı. - The boy stepped on my foot on purpose.

English - English
purpose
to have a purpose or intention; to discourse
Favorites