to frighten; to terrify; to alarm

listen to the pronunciation of to frighten; to terrify; to alarm
English - Turkish

Definition of to frighten; to terrify; to alarm in English Turkish dictionary

fray
{f} yıpranmak
fray
savaşma
fray
saçaklanmak
fray
tarazlanmak
fray
dövüşme
fray
aşındırmak
fray
aşınmak
fray
çekişme
fray
{f} yıpran

Bu uzatma kablosu bana tehlikeli gibi görüyor. Nereden yıprandığını görüyor musun? - That extension cord looks dangerous to me. You see where it's frayed there?

Onun ceketinin manşetleri kötü yıpranmış. - The cuffs of his suit jacket are badly frayed.

fray
kavga
fray
yarışma
fray
{i} karışıklık
fray
{i} savaş
fray
{i} arbede, boğuşma; dövüşme, savaşma
fray
tartışma
fray
{i} münakaşa; atışma
English - English
fray
to frighten; to terrify; to alarm
Favorites