Onların hepsinin, kolları, bacakları, ve kafaları var,onlar yürürler ve konuşurlar, ama şimdi onlara farklı yapmak isteyen bir şey var.
- They all have arms, legs, and heads, they walk and talk, but now there's SOMETHING that wants to make them different.
Bacaklarım acıyor çünkü bugün çok yürüdüm.
- My legs hurt because I walked a lot today.
Ben istasyona kadar koşmak zorunda kaldım.
- I had to run to the station.
Hızlı koşmak zorunda değilsiniz.
- You do not have to run fast.
O, tüm ayak işlerini yaptı.
- He did all the legwork.
Ayakları kırık sandalyeleri at.
- Throw away the chairs whose legs are broken.
We want to leave our descendants a clean and green earth.
- Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.
He was a descendant of Julius Caesar.
- O, Julius Caesar'ın torunu.
He sat surrounded by his grandchildren.
- Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.
The old man was accompanied by his grandchild.
- Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.
Hussein, the grandson of Prophet Mohammad, was martyred in Karbala in the year 680.
- Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin 680 yılında Kerbela'da şehit edildi.
Tom is Mary's grandson.
- Tom Mary'nin erkek torunudur.
She has an equal number of grandsons and granddaughters.
- Onun eşit sayıda erkek ve kız torunları var.
The old lady smiled at her granddaughter.
- Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.
He sat surrounded by his grandchildren.
- Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.
An old man sat surrounded by his grandchildren.
- Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu.
... could run a background check on your without your opting into it? ...
... newspaper, in the long run. ...