Bunlar benim kitaplarım ve şunlar onun kitapları.
- These are my books, and those are his books.
Şunlar Tom'un köpekleri.
- Those are Tom's dogs.
Sosyal ağlarda hırsızlar, sahteciler, sapıklar veya katiller olabilir. Güvenliğiniz için, onlara inanmamalısınız.
- There may be thieves, fakers, perverts or killers in social networks. For your security, you shouldn't believe them.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.
- It'll be useless to stand against them.
Onlar onların kitapları.
- Those are their books.
Onlar benim arkadaşlarım.
- Those are my friends.
The Network'ün kasım meselesinde görünen raporunun 70 kopyasını üretmek ve onları ajanlarımıza dağıtmak mümkün mü?
- Is it possible to reproduce 70 copies of your report which appeared in the November issue of The Network and distribute them to our agents?
Onlar parlak renkli kurbağalar olduğunu söylüyorlar fakat ben onları asla görmedim.
- They say there are bright-colored frogs, but I've never seen them.
Sosyal ağlarda hırsızlar, sahteciler, sapıklar veya katiller olabilir. Güvenliğiniz için, onlara inanmamalısınız.
- There may be thieves, fakers, perverts or killers in social networks. For your security, you shouldn't believe them.
Dima bir gecede 25 adamla yattı ve sonra onları öldürdü.
- Dima slept with 25 men in one night and then killed them.
Them kids need to grow up.
Do you really not like them?
- Do you really not like those guys?
Do good to them that hate you.
- Do good to those who hate you.
... to try to figure out what’s my best way to support those three strategies, all of ...
... AND THROW IN SOME OF THOSE GLOW-IN-THE-DARK STRAWS. ...