tasmak

listen to the pronunciation of tasmak
Turkish - English
effuse
to gush; to be excitedly talkative and enthusiastic about something
to emit; to give off
{a} very great, lavish, wasteful
{v} to pour out, spill, shed
to pour forth
{f} overflow, pour out, exude
spread out
Having the lips, or edges, of the aperture abruptly spreading; said of certain shells
Poured out freely; profuse
to leak out through a small hole
Disposed to pour out freely; prodigal
give out or emit (also metaphorically); "The room effuses happiness"
Effusion; loss
flow or spill forth
Spreading loosely, especially on one side; as, an effuse inflorescence
pour out; "effused brine"
pour out; "effused brine
give out or emit (also metaphorically); "The room effuses happiness" pour out; "effused brine
tasma
collar

I grabbed the dog by its collar. - Köpeği tasmasından yakaladım.

Tom put a flea collar on his dog. - Tom köpeğine bir pire tasması taktı.

tasma
band
Tasma
lead

When I pick up its lead, my dog wags its tail.

allg. tasmak
allg. collar
tasma
leash

Please keep a leash on your dog. - Köpeğinizin tasmasını tutun lütfen.

Tom usually walks his dog on a leash. - Tom köpeğini genellikle tasma kayışı ile gezdirir.

tasma
leather strap (which forms the upper of a bath clog)
tasma
collet
tasma
strap
tasma
collar (put around an animal's neck)
Turkish - Turkish

Definition of tasmak in Turkish Turkish dictionary

Tasma
(Osmanlı Dönemi) TAVK
Tasma
gal
tasma
Hayvan boyunduruğu
tasma
Kimi hayvanların boynuna takılan kemer biçiminde bağ
tasma
Bazı hayvanların boynuna takılan, bu hayvanları bir yere bağlamaya, çekip götürmeye yarayan kemer biçiminde bağ: "Bir adam yanaştı, tasmasından tuttuğu güzel bir koyunu gösterdi."- B. Felek
tasma
Bazı hayvanların boynuna takılan, bu hayvanları bir yere bağlamaya, çekip götürmeye yarayan kemer biçiminde bağ
tasma
Nalın ve terliğin ayağı tutan üstteki meşin bölümü
tasmak
Favorites