Bu yüzden çok yakında geri geldim.
- That's why I came back so soon.
Güllerin çok yakında çiçek açacağını sanmıyorum.
- I don't think the roses will bloom so soon.
Sen gelmeden önce ben zaten çıkmıştım.
- By the time you came back, I'd already left.
Eve ulaştığında saat zaten on ikiydi.
- It was already twelve when he reached home.
Halihazırda daha iyi hissediyorum.
- I already feel much better.
Tren çoktan hareket etti.
- The train has already left.
Tuhaf değil mi? Biz çoktan varmış olmalıydık.
- Odd, isn't it? We should have already arrived.
Önceden kitabı okudun?
- You've already read the book?
Önceden akşam yemeğini yedin mi?
- Have you eaten your dinner already?
Zaten işte olman gerekmiyor mu?
- Shouldn't you be at work already?
Annesi işten eve zaten dönmüştü ve hazırlanmış akşam yemeğini yedi.
- His mother was already home from work and had supper prepared.
Daha önce öğle yemeği yedim.
- I have already eaten lunch.
Tom daha önce karar verdi.
- Tom has already made up his mind.
Saat dokuz oldu bile.
- It is already nine o'clock.
Sanırım önceden bir bilet aldın.
- I suppose you've already bought a ticket.
Oğlum şimdiden yüze kadar sayabiliyor.
- My son can already count to one hundred.
Oğlum şimdiden yüze kadar sayabiliyor.
- My son can already count up to one hundred.
Tom neden onu halen yapmadı?
- Why hasn't Tom already done that?
Dil sınıfı için kompozisyonunu halen bitirmedin mi?
- Have you already finished your composition for language class?
... And today I am happy to announce that very soon you ...
... Soon, oxygen will remake our world, ...