significant; substantial

listen to the pronunciation of significant; substantial
English - Turkish

Definition of significant; substantial in English Turkish dictionary

decent
{s} iyi

Tom iyi bir iş bulamıyor gibi görünüyor. - Tom can't seem to find a decent job.

Buralarda iyi bir yiyecek bulmanın ne kadar zor olduğuna inanamıyorum. - I can't believe how hard it is to find decent grub around here.

decent
{s} edepli
decent
{s} nazik

Tom iyi ve nazik bir insandır. - Tom is a good and decent person.

İnsanlara karşı nazik olun, onlar size karşı nazik olacaklardır. - Be decent to people, and they'll be decent to you.

decent
{s} yeterli

Tom'un çok yeterli maaşı var. - Tom has a very decent salary.

Çalışanlarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara yeterli bir ücret ödemelisiniz. - If you want your workers to be happy, you need to pay them a decent wage.

decent
{s} uygun

Sanırım uygun bir kamera almamın zamanıdır. - I think it's time for me to buy a decent camera.

Kendinize uygun bir takım elbise alın. - Get yourself a decent suit.

decent
{s} adam gibi

Tom iyi bir adam gibi görünüyor. - Tom seems to be a decent guy.

decent
kabul edilebilir
decent
yakışık alır
decent
makul

Tom'un makul bir maaşı vardır. - Tom has a decent salary.

Yetenekli bir tamirci makul ücretler kazanır. - A skilled mechanic earns decent wages.

decent
oldukça iyi

Tom oldukça iyi bir golfçüdür. - Tom is a fairly decent golfer.

Aslında oldukça iyi insanlardır. - They're actually quite decent people.

decent
terbiyeli

Tom'un terbiyeli bir adam olduğunu düşündüm. - I thought Tom was a decent guy.

Tom oldukça terbiyeli. - Tom is pretty decent.

decent
iyi/terbiyeli
decent
(sıfat) terbiyeli, nazik, edepli, saygın, hoşgörülü, iyi kâlpli, alçakgönüllü; uygun, yeterli; iyi; adam gibi
decent
{s} terbiyeli, nazik; temiz, iyi
decent
decently terbiye ölçüsünde
decent
{s} alçakgönüllü
decent
nezih bir şekilde
English - English
decent
significant; substantial
Favorites