savu nma

listen to the pronunciation of savu nma
Turkish - Turkish

Definition of savu nma in Turkish Turkish dictionary

Savunma
defans
Savunma
müdafaaname
Savunma
savunu
savunma
Bir kişi veya düşünceyi doğru, haklı göstermeyi amaçlayan yazı veya konuşma, savunu, müdafaaname
savunma
Saldırıya karşı koyma, müdafaa
savunma
Kendi kalesini korumak için oyun süresince bir takımın gösterdiği çaba, defans
savunma
Futbolda kendi kalesini korumak için oyun süresince bir takımın gösterdiği çaba, defans
savunma
Saldırıya karşı koyma, müdafaa: "Mustafa Kemal'in orada seçtiği savunma hattı, Millî Misak'taki Türkiye sınırı idi."- F. R. Atay
savunma
(Osmanlı Dönemi) müdâfaa
Turkish - English

Definition of savu nma in Turkish English dictionary

savunma
{i} defense

Defense lawyers appealed for mercy. - Savunma avukatları merhamet için yalvardılar.

Attack is the best form of defense. - Saldırı en iyi savunma şeklidir.

savunma
plea

A plea bargain is out of the question. - Bir savunma pazarlık söz konusu değildir.

The defense attorney was pleased by the verdict. - Savunma avukatı karardan memnundu.

savunma
{i} defence

He practised the natural defence style. - O doğal savunma stili egzersizi yaptı.

Fever is one of the body's defence mechanisms. - Ateş, vücudun savunma mekanizmalarından biridir.

savunma
defending

Tom was green behind the ears when it came to defending himself in court. - Tom, mahkemede kendini savunma konusunda daha çok toydu.

She's not here for the purpose of defending herself against these accusations. - O bu suçlamalara karşı kendini savunmak amacıyla burada değil.

savunma
justification
savunma
apology
savunma
self-defense

Tom told the police that he shot Mary in self-defense. - Tom polise Mary'yi kendini savunma amacıyla vurduğunu söyledi.

You should learn self-defense. - Kendini savunmayı öğrenmelisin.

savunma
(Politika, Siyaset) protection
savunma
self-defence

Mary took a self-defence class. - Mary kendini savunma dersi aldı.

Dan claimed that he acted in self-defence. - Dan kendini savunmak için hareket ettiğini iddia etti.

savunma
defenses

Our army broke through the enemy defenses. - Ordumuz düşman savunmasını yardı geçti.

The Germans had strong defenses. - Almanların güçlü savunmaları vardı.

savunma
advocating
savunma
maintenance
savunma
pleading
savunma
advocacy
savunma
fullback
savunma
apologia
savunma
the defence
savunma
in defence
savunma
defence of
savunma
{i} argument

This data is immaterial to the argument. - Bu bilgi savunma için önemsizdir.

Why did the lawyer lose in the argument? - Avukat savunmada niçin kaybetti?

savunma
in defense

They fought in defense of their country. - Ülkelerinin savunmasında savaştılar.

savunma
vindication
savunma
speech
savunma
defence [Brit.]
savunma
self defense

She allegedly killed him in self defense. - İddialara göre o onu kendini savunmak için öldürdü.

savunma
rampart
savunma
hearing
savunma
defensive

Tom was very defensive. - Tom çok savunmacıydı.

Why is Tom being so defensive? - Tom neden bu kadar savunmacı oluyor?

savunma
self defence [Brit.]
savunma
pleadings
savunma
(Hukuk) protection, shielding
savunma
defence, defense; plea
savunma
defense, defending
savunma
self defence