samimiyet

listen to the pronunciation of samimiyet
Turkish - English
{i} sincerity

I question your sincerity. - Samimiyetini sorguluyorum.

Nothing is more important than sincerity. - Hiçbir şey samimiyetten daha önemli değildir.

warmth
chumminess
coziness
candidness
fellowship
conciseness
intimitate
wholeheartedness
outspokennes
frank
genuine
realness
outspokenness
candor
camaraderie
cordiality
frankness

I couldn't help smiling at her childlike frankness. - Onun çocuksu samimiyetine gülmekten kendimi alamadım.

friendliness
familiarity
bona fides
earnestness
unaffectedness
intimacy

Tom is afraid of intimacy. - Tom samimiyetten korkar.

He's afraid of intimacy. - O, samimiyetten korkuyor.

heartfelt feeling; sincerity, genuineness
terms
intimacy, closeness
sincereness
candour [Brit.]
heartiness
genuineness
truthfulness
amicability
simplicity
sincere
empressement
singlenuss
hearty
{i} candour
samimiyet kurmamak
(deyim) keep someone at arm's length
samimilik, samimiyet
sincerity, cordiality, familiarity, intimacy, closeness, candour içtenlik
yapmacık samimiyet gösteren
unctuous
Turkish - Turkish
Senli benli olma durumu, samimîlik
Senli benli olma durumu, samimilik: "Herhangi bir samimiyet bile mutlaka hakikat demek değildir."- A. Ş. Hisar
İçtenlik: "Hayatın kokusu ve rengi olan samimiyet sizden uçup gitmişti."- Y. K. Karaosmanoğlu
İçtenlik
ara
SAMİMİYET
(Osmanlı Dönemi) İçten ve kalbden olan sevgi ve bağlılık.(Niyet-i hâlisenin dahi kerameti vardır. Samimiyetin dahi kerameti vardır. Bahusus lillâh için olan bir uhuvvet dairesindeki kardeşlerin içinde; ciddi, samimi tesanüdün çok kerametleri olabilir. Hatta şöyle bir cemaatın şahs-ı manevîsi bir veliyy-i kâmil hükmüne geçebilir. İnayata mazhar olur. M.)
samimiyet
Favorites