Hayat hiç bitmez fakat dünyadaki hayat biter.
- Life never ends but earthly life does.
Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur.
- In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life.
Kendi canını tehlikeye atarak çocuğu kurtardı.
- He saved the child at the risk of his own life.
Ülkesi için canından vazgeçti.
- He gave up his life for his country.
Sana uzun bir ömür verebilirim.
- I can give you a long life.
Tom'un daha fazla sabuna ihtiyacı yok. Mary ona bir ömür boyu yetecek kadar sabun verdi.
- Tom doesn't need any more soap. Mary gave him enough to last a lifetime.
Kendi yaşamını riske atarak çocuğu kurtardı.
- He saved the boy at the risk of his own life.
Yaşam olduğu sürece umut da olacaktır.
- While there is life, there is hope.
Sağlık ve canlılık uzun hayat için gereklidir.
- Health and vitality are important for long life.
Bebek şaşırtıcı bir biçimde canlı gibiydi.
- The doll was surprisingly lifelike.
Sağlık ve canlılık uzun hayat için gereklidir.
- Health and vitality are important for long life.