mertebe

listen to the pronunciation of mertebe
Turkish - English
(Kimya) order
degree; step, stage
degree

Tom has a law degree. - Tom'un bir kanun mertebesi var.

rank, position
rank
degree, stage; rank, position; grade
extent
siege
stending
mertebe hesabıyla
order of magnitude
mümkün mertebe
as much as possible
mümkün mertebe azaltmak
minimize
mümkün mertebe
as far as possible
mümkün mertebe as
as possible; insofar as it's possible: Mümkün mertebe çabuk gel. Come as quickly as you can. Çaylar mümkün mertebe sıcak olsun. Bring us tea that's good and hot
Turkish - Turkish
(Osmanlı Dönemi) Derece. Basamak. Rütbe. Pâye
Aşama, derece, rütbe: "Bu sanatkârı bir yarım ilah mertebesine yükselten ne kuvvet ne de hususiyettir."- A. Ş. Hisar
Aşama, derece, rütbe
Evre, safha
(Osmanlı Dönemi) derece, mevki, makam
mümkün mertebe
Olabildiğince, yapabildiği kadar
mertebe
Favorites