kaygı

listen to the pronunciation of kaygı
Turkish - English
worry

There's no reason to worry. - Kaygılanmak için hiç bir neden yok.

Don't worry about money so much. - Para için o kadar çok kaygılanma.

apprehension
anxiety

Anxiety about immigration is one of the reasons why Great Britain voted to leave the European Union. - Göç ile ilgili kaygı Büyük Britanya'nın Avrupa birliğinden ayrılmak için oy verme nedenlerinden biridir.

The bliss was often interrupted by anxiety. - Mutluluk sık sık kaygı ile kesildi.

care

My mother is carefree, cheerful and good-natured. - Annem, kaygısız, neşeli ve iyi huyludur.

The young girl laughed carelessly. - Genç kız kaygısızca kahkaha attı.

perturbation
disquiet
fear
discomposure
anxiety, worry, care, concern, solicitude, misgiving
fears
inquietude
preoccupation

It is preoccupation with possession, more than anything else, that prevents men from living freely and nobly. - Bu, başka her şeyden daha fazla, insanların özgürce ve mertçe yaşamasını engelleyen mülk ile ilgili kaygıdır.

solicitude
anxiety, worry
disquietude
misgiving

I must admit, I have some misgivings about your plan. - İtiraf etmeliyim, senin planın hakkında bazı kaygılarım var,

consideration
preoccupation with
worriment
reassure
self concern
trepidation
qualm
concern

This product has been designed with the highest concern for safety. - Bu ürün güvenlik için en yüksek kaygı ile tasarlanmıştır.

The biggest concern is cost. - En büyük kaygı ücret.

hangup
kaygı verici
worrying
sosyal kaygı
(Pisikoloji, Ruhbilim) social anxiety
kaygılar
concerns
nevrotik kaygı
(Pisikoloji, Ruhbilim) neurotic anxiety
otomatik kaygı
(Pisikoloji, Ruhbilim) automatic anxiety
Turkish - Turkish
Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa: "Korku ve kaygıyla vücudunu dinledi."- A. İlhan
Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa
küşüm
kaygı
Favorites