kılçık

listen to the pronunciation of kılçık
Turkish - English
bone

I don't like to eat fish with many bones. - Çok kılçıklı balıkları yemeği sevmem.

This fish has a lot of bones. - Bu çok kılçıklı bir balık.

Tag pin
spine
fish's spine
awn
fish bone; awn, beard; (fasulye) string
string (of a string bean)
(fasulye vb.) string
fishbone
beard
(Tekstil) swift
fish bone
string
kılçık tabancası
Tagging gun, tag gun
kılçık atmak
slang to throw a monkey wrench into (someone's) affairs
Turkish - Turkish
Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik
Alttaki güreşçinin, kıçını havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup ön ya da yan tarafına aşırıp atması
Fasulye, bakla gibi sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif
Alttaki güreşçinin, kuyruk sokumunu hızla ve birdenbire havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup ön veya yan tarafına aşırıp atması
English - Turkish
(Tekstil) (Textile) Loop
kılçık
Favorites