ilerletmek

listen to the pronunciation of ilerletmek
Turkish - English
improve

I wanted to improve my Japanese pronunciation. - Japonca telaffuzumu ilerletmek istiyorum.

I'd like to improve my Hungarian. - Macarcamı ilerletmek istiyorum.

cultivate
(Askeri) light
second
worm
better
advance
Further

She wants to go to Beijing to further her career. - O, kariyerini ilerletmek için Pekin'e gitmek istiyor.

to cause (a timepiece) to gain time
take forward
to cause or allow (something) to grow or advance
forward
to cause or allow (someone, something) to progress or improve
to advance; to improve; to better
carry forward
to cause or allow (someone, something) to move forward
drive on
(Hukuk) promote
push forward
set forward
to cause (a disease) to worsen; to cause (a disease) to spread
prosecute
redound
edge
ilerletme
prosecution
ilerle
go on
ilerletme
(Politika, Siyaset) improvement
ilerle
march on
ilerle
gone ahead
ilerle
went ahead
ilerle
advance

The army slowly advanced across the river. - Ordu nehir boyunca yavaşça ilerledi.

The army advanced up the hill. - Ordu tepeye kadar ilerledi.

ilerle
go ahead

Go ahead and ask Tom. - İlerleyin ve Tom'a sorun.

I suppose it makes sense to go ahead and pay the bill right now. - İlerlemek ve faturayı hemen ödemek sanırım mantıklı olur.

ilerle
{f} proceeded

The ship proceeded to her destination. - Gemi hedefine doğru ilerledi.

ilerle
get ahead

Do you want to get ahead in English? - İngilizcede ilerlemek istiyor musun?

ilerle
proceed with
ilerle
got ahead
ilerle
proceed

We'll proceed exactly as you suggest. - Tam olarak önerdiğiniz gibi ilerleyeceğiz.

How do we proceed from here? - Biz buradan nasıl ilerleriz?

ilerle
{f} proceeding
ilerle
move forward

Move forward one step. - Bir adım ileriye ilerle.

We need to move forward. - İlerlememiz gerekiyor.

ilerle
go#ahead
ilerle
{f} advanced

The soldiers advanced toward the town. - Askerler şehre doğru ilerledi.

The army slowly advanced across the river. - Ordu nehir boyunca yavaşça ilerledi.

birdenbire işi ilerletmek
zoom ahead
birdenbire ticareti ilerletmek
zoom ahead
ilerle
progress

The rough terrain checked the progress of the hikers. - Engebeli arazi yürüyüşçülerin ilerlemesini frenledi.

He made good progress in handling this machine. - O, bu makineyi kullanmada iyi ilerleme kaydetti.

ilerletme
pushing forward
ilerletme
furtherance
yavaş yavaş ilerletmek
edge
Turkish - Turkish
İlerlemesini sağlamak, ilerlemesine yol açmak
İlerlemesini sağlamak, ilerlemesine yol açmak: "Mektebiharbiyede öğrendiği ve daha sonra Galiçya cephesinde Alman subayları ile ilerlettiği Almanca ile askerî literatürü günü gününe takip eder."- H. Taner
ilerletme
İlerletmek işi
ilerletmek
Favorites