i̇simsiz

listen to the pronunciation of i̇simsiz
Turkish - English

Definition of i̇simsiz in Turkish English dictionary

isimsiz
nameless

This poem was written by a nameless poet. - Bu şiir isimsiz bir şair tarafından yazıldı.

isim
name

I couldn't remember their names. - Onların isimlerini hatırlayamadım.

Their names are Tom and Ken. - Onların isimleri Tom ve Ken'dir.

isim
{i} noun

In Esperanto, nouns end in o. The plural is formed by adding a j. - Esperantoda, o ile biten isimler. Çoğul bir j ekleyerek oluşturulur.

Of the remaining words on the list, five are nouns. - Listede kalan kelimelerin beşi isim.

isimsiz
anonym

We got an anonymous call. - Biz isimsiz bir çağrı aldık.

We received an anonymous tip. - İsimsiz bir ihbar aldık.

isimsiz
anonymus
isimsiz
nameless, (someone, something) who/which has no name
isimsiz
nameless, unknown: Bu zaferi o isimsiz kahramanlara borçluyuz. We owe this victory to those nameless heroes
isimsiz
unnamed
isimsiz
{s} anonymous

He anonymously donated a large sum of money to the Red Cross. - O, kızılhaç'a isimsiz olarak büyük bir miktarda para bağışladı.

We got an anonymous call. - Biz isimsiz bir çağrı aldık.

isim
first name

In France, the first name goes before the surname. - Fransa'da isim soyadından önce gelir.

Tom's was the first name on the list of persons of interest after Mary's murder. - Mary'nin cinayetinden sonra Tom'unki ilgi kişiler listesinde ilk isimdi.

isim
{i} substantive
isim
praenomen
isim
designatio
isim
christian name
isimsiz bir şekilde
anonymously
isimsiz hesap
(Ticaret) numbered account
isim
reputation
isim
appeliation
isimsiz
innominate
isimsiz
untitled
isimsiz
noname
isim
of name
C-günü: Yığınak (deployment) harekatının başladığı veya başlayacağı isimsiz günü
(Askeri) unnamed day on which a deployment operation begins
isim
denomination
isim
record
isim
name (of a person or thing), appellation
isim
gram. noun
isim
title (of a book, a painting, a musical composition, etc.)
isim
person: Bertan'ın hayatında yeni isimler var artık. Bertan's got new people in his life now
isim
forename
isim
name; title; noun; reputation, name
isim
given name
isim
appellation
isim
designation
isim
title
isim
character
isim
repute
isim
moniker
isim
verbal
isimsiz akitler
(Latin) contractus innominati
isimsiz akitler
(Kanun) anonymous agreements
isimsiz bir biçimde
namelessly
isimsiz bir dosya
(Bilgisayar) an unnamed file
isimsiz dosya
(Bilgisayar) an unnamed file
isimsiz kahraman
nameless hero
isimsiz kahraman
(deyim) a backroom boy
isimsiz kılmak
anonymize
isimsiz kılmak
anonymise
isimsiz yazar
anonymous author
kliniğiniz isimsiz aids testi yapıyor mu
Does your clinic give anonymous AIDS tests
Turkish - Turkish

Definition of i̇simsiz in Turkish Turkish dictionary

isimsiz
Adı olmayan, ad almamış
isimsiz
Yaptığı iş bilinmesine karşılık kendi bilinmeyen, adsız
isimsiz
Adı olmayan, ad almamış: "İncir ağacının altında her zamanki isimsiz ürpertiyle titriyorum."- Y. Z. Ortaç
isim
Kişi, insan
isim
Ad
isim
Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime
isim
Ad. Kişi, insan: "Biz eskidikçe yaşlarımız yirmiden yirmi bire, yirmi birden yirmi ikiye bastıkça yeni yüzler, yeni isimler katılıyor aramıza."- Y. Z. Ortaç
isim
Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, ad
İsim
ad