halka

listen to the pronunciation of halka
Turkish - English

Definition of halka in Turkish English dictionary

halk
public

The castle has been restored and is open to the public. - Kale restore edildi ve halka açık.

Please refrain from smoking in public places. - Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten imtina edin.

halk
folk

Tom played a Spanish folk tune on his English horn at a Chinese restaurant in France. - Tom, Fransa'da bir Çin lokantasında İngiliz borusu ile İspanyol halk melodisi çaldı.

I used to like folk music. - Halk müziğinden hoşlanırdım.

<span class="word-self">halkaspan>
hoop
halk
(Hukuk) people

Although the life of Chinese people is getting better and better now, there is still room for improvement. - Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.

The British people in general are extremely fond of their pets. - İngiliz halkı genel olarak evcil hayvanlarına son derece düşkündür.

<span class="word-self">halkaspan>
link

A chain is no stronger than its weakest link. - Bir zincir en zayıf halkasından daha güçlü değildir..

One link broken, the whole chain is broken. - Halkanın biri kopuksa, tüm zincir kopuktur.

<span class="word-self">halkaspan>
circle

Mary had dark circles under her eyes. - Mary'nin gözlerinin altında mor halkalar vardı.

You've got dark circles under your eyes. - Senin gözlerinin altında mor halkalar var.

halk
community

They went to the community pool. - Onlar halka açık yüzme havuzuna gittiler.

Classes at the community center are free. - Halkevindeki sınıflar ücretsiz.

<span class="word-self">halkaspan>
{i} ring

What color is the far right ring on the Olympic flag? - Olimpiyat bayrağının en sağındaki halka ne renk?

I'll take onion rings instead of fries. - Patates kızartması yerine soğan halkaları alacağım.

<span class="word-self">halkaspan>
{i} round
halk
popular

Die Lorelei is a popular German folk song. - Lorelei bir popüler Alman halk şarkısıdır.

In the 1960s, folk music was very popular. - 1960'larda halk müziği çok popülerdi.

halk
population

That island's population lives on fishing. - O adadaki halk geçimini balıkçılıkla sağlıyor.

The local population helps fight forest fires. - Yerel halk, orman yangınlarıyla mücadeleye yardımcı olur.

halk
{i} commune
<span class="word-self">halkaspan>
{i} wreath
halk
ordinary people
halk
country

The people of this country are sick and tired of politics as usual. - Bu ülkenin halkı her zamanki gibi politikadan bıkıp usanmış durumdadır.

In my country, our people don't like others who are cleverer than them. - Benim ülkemde halkımız kendilerinden daha akıllı olanları sevmezler.

halk
subjects

I use a three-ring binder for all my subjects instead of a notebook for each one. - Her biri için bir dizüstü bilgisayar yerine bütün konularım için üç halkalı klasör kullanırım.

halk
general public

The mayor addressed the general public. - Belediye başkanı halka hitap etti.

halk
file
halk
peoples

Native Americans are the indigenous peoples of the United States. - Kızılderililer, Birleşik Devletler'in yerli halkıdır.

Many Pacific peoples immigrate to New Zealand, the home of the Polynesian Maoris. - Birçok Pasifik halkları, Polinezya Maorilerin vatanı Yeni Zelanda'ya göç ederler.

halk
folks

Folks are pulling together. - Halk birlik içinde çalışır.

I'm sure your folks miss you. - Eminim ki halkın seni özlüyordur.

halk
plebs
halk
general

The British people in general are extremely fond of their pets. - İngiliz halkı genel olarak evcil hayvanlarına son derece düşkündür.

The mayor addressed the general public. - Belediye başkanı halka hitap etti.

<span class="word-self">halkaspan>
donut
<span class="word-self">halkaspan>
anulus
<span class="word-self">halkaspan>
(Arılık) segment
<span class="word-self">halkaspan>
annulus
<span class="word-self">halkaspan>
doughnut
<span class="word-self">halkaspan>
strap
<span class="word-self">halkaspan>
(Otomotiv) spacer
halk
grass roots
<span class="word-self">halkaspan>
bangle
<span class="word-self">halkaspan>
collet
<span class="word-self">halkaspan>
hank
<span class="word-self">halkaspan>
annulation
<span class="word-self">halkaspan>
free float
halk
people, nation, public, folk; people, populace
halk
demo

Democracy is the government of the people, by the people, for the people. - Demokrasi; halkın, halk için, halk tarafından yönetilmesidir.

The first lesson in democracy is to abide by the will of the people. - Demokraside ilk ders halkın iradesine uymaktır.

halk
the vulgar
halk
populace

The populace have never forgotten the president's generosity. - Halk, başkanın cömertliğini hiç unutmadı.

I don't think we can trust the polls to tell us what the general populace thinks about the candidates. - Genel halkın adaylar hakkında ne düşündüğünü anketlerin bize söylemesine güvenebileceğimizi sanmıyorum.

halk
demos
halk
the people

The president of the republic is chosen by the people. - Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir.

The new law was enforced on the people of the island. - Yeni yasa ada halkına zorla kabul ettirildi.

halk
communal
halk
the community

Classes at the community center are free. - Halkevindeki sınıflar ücretsiz.

She sacrifies herself for the community. - Halk için kendini kurban ediyor.

halk
vulgar
halk
the crowd
halk
the million
halk
million
halk
the common people
<span class="word-self">halkaspan>
slang queen, passive male homosexual
<span class="word-self">halkaspan>
whorl
<span class="word-self">halkaspan>
torus
<span class="word-self">halkaspan>
circle, circular ripple
<span class="word-self">halkaspan>
circle (formed by people)
<span class="word-self">halkaspan>
(oyun) quoits
<span class="word-self">halkaspan>
ring (for the finger, ear, or nose)
<span class="word-self">halkaspan>
circle (under the eye)
<span class="word-self">halkaspan>
eye

The sheep is white with black rings around her eyes. - Koyun gözlerinin etrafında siyah halkaları olan beyaz bir koyun.

I'm not sleeping well currently and now have rings under the eyes. - Şu anda iyi uyumuyorum ve artık gözler altında halkalarım var.

<span class="word-self">halkaspan>
ring-shaped salty biscuit
<span class="word-self">halkaspan>
coil
<span class="word-self">halkaspan>
hoop, ring; circle; (zincir) link; bangle
<span class="word-self">halkaspan>
gymnastics ring
<span class="word-self">halkaspan>
ring, a circular band, circlet
<span class="word-self">halkaspan>
circlet
<span class="word-self">halkaspan>
spiro
<span class="word-self">halkaspan>
verticil
<span class="word-self">halkaspan>
circuit
<span class="word-self">halkaspan>
quoit
English - English

Definition of halka in English English dictionary

halk
A nook; a corner
Turkish - Turkish

Definition of halka in Turkish Turkish dictionary

Halk
cumhur
halk
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık
halk
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin
halk
Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu
halk
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü
halk
Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri
halk
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü
Halk
ahali
halk
Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu
halk
Yaratma
halk
Aydınların dışında kalan topluluk
halk
(Osmanlı Dönemi) yarâtma, var etme
Halk
avam
HALK
(Osmanlı Dönemi) Boğaz
HALK
(Osmanlı Dönemi) Tıraş etmek
<span class="word-self">HALKAspan>
(Osmanlı Dönemi) Ortası boş yuvarlak şekil
<span class="word-self">HALKAspan>
(Osmanlı Dönemi) Dâire şeklinde olan şey
Halk
folk
Halk
(Osmanlı Dönemi) HİCCİRE
Halk
el
Halk
beraya
Halk
enam
Halk
(Osmanlı Dönemi) ÂLEM
<span class="word-self">halkaspan>
Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim
<span class="word-self">halkaspan>
Sestod strobilasında bulunan segmentlerin her birine verilen ad
<span class="word-self">halkaspan>
Çember biçiminde dizilmiş topluluk
<span class="word-self">halkaspan>
Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit: "İstanbul fırınları çocuk bileği gibi ince halkalar yaparlardı."- R. N. Güntekin
<span class="word-self">halkaspan>
Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü gibi sebeplerle göz altında beliren koyuluk: "Benim mi Allahım bu çizgili yüz? / Ya gözler altındaki mor halkalar?"- C. S. Tarancı
<span class="word-self">halkaspan>
Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 cm çapında, 28 mm kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri
<span class="word-self">halkaspan>
Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Çember biçiminde dizilmiş topluluk
<span class="word-self">halkaspan>
Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı
<span class="word-self">halkaspan>
Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember
<span class="word-self">halkaspan>
Bir tür yağlı ve tuzlu simit
<span class="word-self">halkaspan>
Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü gibi sebeplerle göz altında beliren koyuluk
<span class="word-self">halkaspan>
Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit
<span class="word-self">halkaspan>
Niğde'nin mahalle fırınlarında pişirilen mayalı ekmek türü
<span class="word-self">halkaspan>
Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası
<span class="word-self">halkaspan>
Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember: "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı."- F. R. Atay. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı