halk

listen to the pronunciation of halk
Turkish - English

Definition of halk in Turkish English dictionary

<span class="word-self">halkspan>
public

Let's keep public places clean. - Halka açık yerleri temiz tutalım.

Tom never sings in public. - Tom halkın huzurunda asla şarkı söylemez.

<span class="word-self">halkspan>
folk

I used to like folk music. - Halk müziğinden hoşlanırdım.

In the 1960s, folk music was very popular. - 1960'larda halk müziği çok popülerdi.

<span class="word-self">halkspan>
(Hukuk) people

Although the life of Chinese people is getting better and better now, there is still room for improvement. - Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.

Some young Japanese people prefer being single to being married. - Bazı genç Japon halkı, bekar olmayı evli olmaya tercih ederler.

<span class="word-self">halkspan>
community

They went to the community pool. - Onlar halka açık yüzme havuzuna gittiler.

She sacrifies herself for the community. - Halk için kendini kurban ediyor.

<span class="word-self">halkspan>
popular

Die Lorelei is a popular German folk song. - Lorelei bir popüler Alman halk şarkısıdır.

He won by a small number of popular votes. - Az sayıda halk oyu kazandı.

<span class="word-self">halkspan>
population

The population was crushed by the taxes. - Halk, vergiler tarafından ezildi.

That island's population lives on fishing. - O adadaki halk geçimini balıkçılıkla sağlıyor.

<span class="word-self">halkspan>
{i} commune
<span class="word-self">halkspan>
ordinary people
<span class="word-self">halkspan>
country

The government of this country oppresses its people. - Bu ülkenin hükümeti halkına zulmediyor.

In my country, our people don't like others who are cleverer than them. - Benim ülkemde halkımız kendilerinden daha akıllı olanları sevmezler.

<span class="word-self">halkspan>
subjects

I use a three-ring binder for all my subjects instead of a notebook for each one. - Her biri için bir dizüstü bilgisayar yerine bütün konularım için üç halkalı klasör kullanırım.

<span class="word-self">halkspan>
general public

The mayor addressed the general public. - Belediye başkanı halka hitap etti.

<span class="word-self">halkspan>
file
<span class="word-self">halkspan>
peoples

Long live the brotherhood of all peoples. - Yaşasın tüm halkların kardeşliği.

Many Pacific peoples immigrate to New Zealand, the home of the Polynesian Maoris. - Birçok Pasifik halkları, Polinezya Maorilerin vatanı Yeni Zelanda'ya göç ederler.

<span class="word-self">halkspan>
folks

Folks are pulling together. - Halk birlik içinde çalışır.

Where do your folks live? - Senin ev halkı nerede yaşıyor?

<span class="word-self">halkspan>
plebs
<span class="word-self">halkspan>
general

I don't think we can trust the polls to tell us what the general populace thinks about the candidates. - Genel halkın adaylar hakkında ne düşündüğünü anketlerin bize söylemesine güvenebileceğimizi sanmıyorum.

The British people in general are extremely fond of their pets. - İngiliz halkı genel olarak evcil hayvanlarına son derece düşkündür.

<span class="word-self">halkspan>
grass roots
halklar
peoples
halklar
comms
<span class="word-self">halkspan>
people, nation, public, folk; people, populace
<span class="word-self">halkspan>
demo

Democracy is the government of the people, by the people, for the people. - Demokrasi; halkın, halk için, halk tarafından yönetilmesidir.

The first lesson in democracy is to abide by the will of the people. - Demokraside ilk ders halkın iradesine uymaktır.

<span class="word-self">halkspan>
the vulgar
<span class="word-self">halkspan>
populace

The populace have never forgotten the president's generosity. - Halk, başkanın cömertliğini hiç unutmadı.

I don't think we can trust the polls to tell us what the general populace thinks about the candidates. - Genel halkın adaylar hakkında ne düşündüğünü anketlerin bize söylemesine güvenebileceğimizi sanmıyorum.

<span class="word-self">halkspan>
demos
<span class="word-self">halkspan>
the people

The new law was enforced on the people of the island. - Yeni yasa ada halkına zorla kabul ettirildi.

In many areas, there was little food and the people were hungry. - Pek çok alanda, az yiyecek vardı ve halk açtı.

<span class="word-self">halkspan>
communal
<span class="word-self">halkspan>
the community

They went to the community pool. - Onlar halka açık yüzme havuzuna gittiler.

Classes at the community center are free. - Halkevindeki sınıflar ücretsiz.

<span class="word-self">halkspan>
vulgar
<span class="word-self">halkspan>
the crowd
<span class="word-self">halkspan>
the million
<span class="word-self">halkspan>
million
<span class="word-self">halkspan>
the common people
English - English

Definition of halk in English English dictionary

<span class="word-self">halkspan>
A nook; a corner
Turkish - Turkish

Definition of halk in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">Halkspan>
cumhur
<span class="word-self">halkspan>
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık
<span class="word-self">halkspan>
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin
<span class="word-self">halkspan>
Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu
<span class="word-self">halkspan>
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü
<span class="word-self">halkspan>
Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri
<span class="word-self">halkspan>
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü
<span class="word-self">Halkspan>
ahali
<span class="word-self">halkspan>
Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu
<span class="word-self">halkspan>
Yaratma
<span class="word-self">halkspan>
Aydınların dışında kalan topluluk
<span class="word-self">halkspan>
(Osmanlı Dönemi) yarâtma, var etme
<span class="word-self">Halkspan>
avam
<span class="word-self">HALKspan>
(Osmanlı Dönemi) Boğaz
<span class="word-self">HALKspan>
(Osmanlı Dönemi) Tıraş etmek
<span class="word-self">Halkspan>
folk
<span class="word-self">Halkspan>
(Osmanlı Dönemi) HİCCİRE
<span class="word-self">Halkspan>
el
<span class="word-self">Halkspan>
beraya
<span class="word-self">Halkspan>
enam
<span class="word-self">Halkspan>
(Osmanlı Dönemi) ÂLEM