O, geçen pazar günü golf oynadı.
- He played golf last Sunday.
Yağmur yağsa bile golf oynayacak.
- He'll play golf even if it rains.
Robert o kadar meşguldu ki golf oynamak için bir daveti geri çevirmek zorunda kaldı.
- Robert was so busy he had to turn down an invitation to play golf.
Golf oynamak çok eğlenceli.
- Playing golf is great fun.
O, seçkin bir golf kulübüdür.
- That's an exclusive golf club.
Tom, babasının ona vermiş olduğu golf kulübüne çok bağlı idi.
- Tom was very attached to the golf clubs that his father had given him.
Bu kimin golf çantası?
- Whose golf bag is this?
Bu, golf topundan daha büyük değil.
- It's no bigger than a golf ball.
Tom'a bir golf topu çarptı
- Tom got hit by a golf ball.
Tom golf arabasına bindi.
- Tom got in the golf cart.
Tom golf arabasını bir kum kapanına sürdü.
- Tom drove his golf cart into a sand trap.
O bir golf sopası ile onu öldüresiye dövdü.
- She beat him to death with a golf club.
Tom bir golf sopasıyla ölesiye dövüldü.
- Tom was beaten to death with a golf club.
Bir golf kulübüne katılacağım.
- I will join a golf club.
Üç yıl önce golf kulübüne katıldım.
- I joined the golf club three years ago.
Buraya yakın bir golf sahası var mı?
- Is there a golf course near here?
Golf sahası tamamen ıssız, bir tek kişi yok!
- The golf course is completely deserted, there is not a single person!
Kendimi iyi bir golf oyuncusu olarak görmüyorum.
- I don't consider myself to be a good golfer.
Tom oldukça iyi bir golfçüdür.
- Tom is a pretty good golfer.
En sevdiğin golfçü kimdir?
- Who's your favorite golfer?
Both Tom and I like to play golf.
- Tom and I both like to play golf.
Tom and I both like to play golf.
- Both Tom and I like to play golf.
Tom doesn't play golf.
- Tom does not play golf.
Tom does not play golf.
- Tom doesn't play golf.
It's about being a golf widow, shrugged Rita. What do women do when their husbands are playing golf?.
Tom drove his golf cart into a sand trap.
- Tom golf arabasını bir kum kapanına sürdü.
Tom got in the golf cart.
- Tom golf arabasına bindi.
Tom didn't feel like playing golf.
- Tom'un canı golf oynamak istemiyordu.
I like playing tennis and golf.
- Tenis ve golf oynamaktan hoşlanırım.
I don't consider myself to be a good golfer.
- Kendimi iyi bir golf oyuncusu olarak görmüyorum.
Tom was beaten to death with a golf club.
- Tom bir golf sopasıyla ölesiye dövüldü.
Tom's store sells golf clubs, balls, shoes and other accessories.
- Tom'un mağazası golf sopası, top, ayakkabı ve diğer aksesuarları satmaktadırç
The golf ball almost went in the hole.
- Golf topu neredeyse deliğe giriyordu.
It's no bigger than a golf ball.
- Bu, golf topundan daha büyük değil.
Whose golf bag is this?
- Bu kimin golf çantası?