Onun hiç vicdanı yok.
- He has no conscience.
Tom'un temiz bir vicdanı var.
- Tom had a clear conscience.
Bilinen bir hata bilinmeyen bir gerçekten daha iyidir.
- A known mistake is better than an unknown truth.
Uranus'un kara, kaya parçaları şeklinde nesneleri içeren, onbir bilinen halkası vardır.
- Uranus has eleven known rings, which contain dark, boulder-sized particles.
Sami iyi tanınan bir avukat tuttu.
- Sami hired a well known attorney.
Sony tüm dünyada tanınan bir markadır.
- Sony is a brand known around the world.
O hem Japonya'da hem de Amerika'da iyi tanınmaktadır.
- She is well known both in Japan and in America.
O hem Hindistan'da hem de Çin'de iyi tanınmaktadır.
- She is well known in both India and China.
San Fransisko, sisi ve diğer şeylerin arasında tepeleri ile ünlüdür.
- San Francisco is known for its fog and its hills among other things.
O, bir şarkıcı olarak iyi tanınmıştır.
- As a singer, she's well known.
O, ülkemizde iyi tanınmıştır.
- He is well known in our country.
He felt the pricks of conscience.
- Er verspürte Gewissensbisse.
His conscience stung him.
- Er hatte Gewissensbisse.