geliştirme

listen to the pronunciation of geliştirme
Turkish - English

Definition of geliştirme in Turkish English dictionary

geliş
coming

I saw him coming upstairs. - Onu üst kata gelişini gördüm.

Did you notice him coming in? - Onun içeri gelişini fark ettin mi?

geliş
arrival

The arrival of the troops led to more violence. - Askerlerin gelişi daha fazla şiddete yol açtı.

Keiko informed him of her safe arrival. - Keiko onun güvenli bir şekilde gelişini ona bildirdi.

<span class="word-self">geliştirmespan>
{i} cultivation
<span class="word-self">geliştirmespan>
refinement
<span class="word-self">geliştirmespan>
development

For the sake of long-term interests, we have decided to sell the development department. - Uzun vadeli çıkarların uğruna, biz geliştirme departmanını satmaya karar verdik.

<span class="word-self">geliştirmespan>
enhancement
geliş
arrivals
geliş
incidence
<span class="word-self">geliştirmespan>
improve

The priest tried to improve the people's morals. - Rahip insanların maneviyatını geliştirmek için çalıştı.

Tom really wants to improve. - Tom gerçekten geliştirmek istiyor.

<span class="word-self">geliştirmespan>
(Ticaret) promotion
geliş
{f} brew
geliş
{f} growing

Trade between the two countries has been steadily growing. - İki ülke arasındaki ticaret sürekli gelişiyor.

geliş
{f} prospering
geliş
build up

Reading helps you build up your vocabulary. - Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

geliş
{f} flourish

After First Contact, the material and spiritual development of humanity flourished. - İlk temastan sonra, insanlığın maddesel ve ruhsal gelişimi ilerledi.

The fine arts flourished in Italy in the 15th century. - Güzel sanatlar on beşinci yüzyılda İtalya'da gelişti.

geliş
grew
geliş
advent

The story revolves around a mysterious adventure. - Hikaye gizemli bir macera etrafında gelişiyor.

The tribe wasn't delighted about the advent of the peacemaker. - Kabile arabulucunun gelişi hakkında memnun değildi.

geliş
prosper
geliş
arrest
<span class="word-self">geliştirmespan>
developing

We had hopes of developing tourism on a big scale. - Turizmi büyük çapta geliştirme umutlarımız vardı.

Several young engineers were employed and were devoted to developing a new computer. - Birçok genç mühendis istihdam edildi ve onlar kendilerini yeni bir bilgisayar geliştirmek için adadılar.

<span class="word-self">geliştirmespan>
{i} overextending
geliş
build#up
geliş
comings
geliş
coming, advent, arrival
geliş
med. presentation (at birth)
geliş
coming, arriving, arrival; advent
geliş
incoming
geliş
forthcoming
<span class="word-self">geliştirmespan>
build up

Reading helps you build up your vocabulary. - Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

<span class="word-self">geliştirmespan>
progress
<span class="word-self">geliştirmespan>
growth
<span class="word-self">geliştirmespan>
developing, development, building up, improvement
<span class="word-self">geliştirmespan>
improving

I'm interested in improving my French. - Fransızcamı geliştirmekle ilgileniyorum.

I'm interested in improving my German. - Almancamı geliştirmekle ilgiliyim.

<span class="word-self">geliştirmespan>
{i} culture
<span class="word-self">geliştirmespan>
buildup
Turkish - Turkish

Definition of geliştirme in Turkish Turkish dictionary

geliş
Gelme işi veya biçimi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsatî
geliş
Gelme işi veya biçimi
<span class="word-self">geliştirmespan>
Geliştirmek işi